YAZARA MAİL GÖNDER Benim paramla keyif çatarsın ha!

YAZARLAR

Toplumumuzun en önemli sorunlarından biri, vergi bilincinin zayıf olmasıdır. "Devletin parası" diye lafa başlar birçok aymaz... Halbuki devletin parası diye bir şey yoktur; vatandaştan toplanan vergi vardır.
Bu şuursuzluğun tarihsel nedenlerinden biri, Osmanlı'nın fetihçi bir devlet olması, kendisi üretmek yerine, öncelikle başkasının üretimine el koymasıdır.
Cumhuriyet döneminde ise sorunun iki büyük kaynağı var:
Birincisi, yüksek ve orta sınıfın vergilerinden pay alan yoksul kesimin hayli geniş olması.
İkincisi, 1923'ten beri topluma pompalanan milliyetçi ideoloji...
Hayatın hiçbir alanı bu zihniyetin etkisinden azade olamıyor. Örneğin futbol... Milli takım, hafta içinde Brezilya'dan dört yediğinde seyircinin sabrı taştı... Brezilyalı oyuncuları alkışlamakla yetinmeyip, bizimkileri yuhalamaya başladı.
Bunun üzerine maçın spikeri ile yorumcusunu aldı bir telaş: Efendim bunlar bizim çocuklarımızmış, sahadaki bizim milli takımımızmış...
Başka milli takım yokmuş ki seyirci niye böyle yapıyormuş canım?
Küçük bir grup seyirci, birkaç kere "Türkiye, Türkiye" dediğinde ise "derin bir oh" çekerek lakırdılarına devam ettiler: "İşte duymak istediğimiz slogan..." (İsterler tabii. Seyircinin haklı olduğunu bilmene rağmen, abuk sabuk laflarla futbol milliyetçiliği yapmak kolay mı?) Sonra da mazeretler uydurmaya devam ettiler: Tribünleri dolduran 50 bin seyirciden tahmin yapması istense, pek azı "Türkiye kazanır" dermiş. O nedenle yenilgiyi büyütmek gereksizmiş.
Halbuki seyirci kendi takımını, yenildiği için yuhalamıyor. Böyle "ruhsuz" oynadığı için yuhalıyor. Tabii bir de geçmiş maçlardan kalan, "kan kusar, kızılcık şerbeti içtik deriz" durumu var.

Seyirci sağduyulu

Ertesi gün spor sayfalarındaki başlık, olayın mali özünü ortaya koyuyordu: "Gol başına 500 bin dolar verdik!"
Kim verdi? Futbol Federasyonu. Peki, Federasyon'un kendi parası mı var? Döküp saçtıkları, har vurup harman savurdukları bizim paramız!
Ne ala memleket: Sen benim paramı al... Fatih Terim'e ver... Diğerlerine ver... Ona ver, buna ver, Brezilya'ya ver... Sahaya böyle ruhsuz bir takım çıkarıp dört yedikten sonra da, o rezil temaşadan zevk almamı iste hiç utanmadan!
Bu ruhsuzluk karşısında tepkimi gösterdiğimde de... Parmak salla, cık, cık, cıklayıp ayıpla... Aziz Yıldırım'ın yıllardır Fenerbahçe seyircisini "Hep destek, tam destek" diyerek uyutması gibi, sen de Milli Takım seyircisine vatan, millet ninnileri söyle.
Futbol yorumcularının çoğu bu "halkın parasıyla keyif çatma" ortamından nemalandıkları için... Maç ertesinde seyircinin tavrının çok yanlış olduğunu yazıp çizdiler... Hele bir aksini söylesinler: Fatih dayıları canlarına okur.
Bence çarşamba akşamı seyirci gayet sağduyulu davrandı: Ruhsuz oyuncuları ve onları sahaya süren sözde yönetici takımını "resmi" bir maçta değil, "özel" maçta yuhaladı.
Bu akşam Kazakistan ile oynuyoruz...
Aynı seyirci, Milli Takım'ı var gücüyle destekleyecektir.
Çünkü kızgınlığını zaten çarşamba akşamı ortaya koydu.
Ya Kazakistan'a da puan kaptırırlarsa?
Kışkış cinler kışkış!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.