YAZARA MAİL GÖNDER "Ah keşke..."

YAZARLAR

Finlandiya ilkokullardaki "güzel yazı" (veya "bitişik yazı") dersini kaldırıyor! Haber ilk duyulduğunda bir yanlış anlama olmuş ve "Finler öğrencilere el yazısını öğretmeyecek" denmişti. Kısa bir süre sonra olay açıklığa kavuştu. Peki onun yerine ne konulacaktı? Aslında tahmin etmesi zor değil: "Klavye" dersi. (Eskiden "10 parmak daktilo" denirdi.) Haberi duyduğumda "Ah keşke bana da bitişik yazı yerine klavye dersi öğretselerdi" demiştim. Çünkü hayatta hiç işime yaramadı. Harfler bitişse ne olur, bitişmese ne ne olur? Anlam değişmedikten sonra... Halbuki klavyeyi küçük yaşta öğrenseydim, kaybettiğim zamanlar bir nebze olsun azalırdı. Herkes gibi ben de arada sırada geçmişime bakar: Şunu değil de, bunu öğrenseydim daha iyi olurdu, diye düşünürüm.
Mesela ben "Yemeğini bitir" kuşağındanım. Diğer analar-babalar gibi benimkiler de "Tabakta yemek bırakılmaz" deyip dururdu. Sanırım bunun dar gelirli olmakla bir ilişkisi vardı. "Yemeğini bitir" deneceğine acaba bittiğinde yeniden alınmak üzere azar azar konsaydı daha iyi olmaz mıydı? Bugün önüme gelen yemeği bitirmek zorunda hissederim hep. Bir miktarı tabakta kalsa ayıp olurmuş gibi. Böyle yapa yapa aldım işte kiloları!
Bir başka "ah keşke" diyeceğim konu "pazarlıkla" ilgili. Esnafından fabrika sahibine, ailesi ticaretle ilgili olan çocuklar "pazarlık" kavramına aşinadır. Memurların, beyaz ve mavi yakalıların çocukları ise pazarlık yapmayı sonradan öğrenirler. Pazarlığı küçümsemeyin, çarşıda başlar, devletler arası "müzakereye" kadar uzanır. Hep düşünürüm: Yaz tatili sırasında, faraza bir ay boyunca bir esnafın, özellikle de müşteriyle pazarlık yapmak zorunda olan bir esnafın yanında çalışmaya yollasalardı daha mı iyi olurdu?

Renkler: Diyalog ve kavga!

Benim yetkim olsa... "Renklerin uyumu" diye bir ders okuturdum çocuklara. Çok değil, uygun bir yaşta iki-üç saat yeter: Hangi renk, hangi renklerle uyumlu, hangi renklerle uyumsuzdur? Laciverde uyanlar, yeşile uymayanlar... Tonlar niye önemlidir... Ve basit örneklerle giyim-kuşamda ya da ev döşemesinde bu bilgi nasıl uygulanır? Bugün çevreme bakıyorum da... Muazzam bir zevksizlik hüküm sürüyor. Kendi kültürümüzdeki estetik ahenk bozuldu, yenisi de henüz kurulmadı. Halbuki o basit "renk uyumu" dersiyle epey mesafe katedilirdi.
Böyle bir konu nasıl öğretilir? Bilmiyorum. Ama bizim "yalanı yakalama" dersine ihtiyacımız var. Halbuki çocuklara bunun yerine, "Yalan söylememeyi" öğretmeye çalışıyoruz. Peki yalan söylemeyi mi öğretelim? Hayır, öyle şey olur mu?
Diyorum ki madem yalan hayatın her aşamasında karşımıza çıkan bir gerçek... O halde "yalan nasıl yakalanır" dersi verelim ki genç yaşta hazır olsunlar şu ikiyüzlü dünyaya... İyi seçilmiş üç-beş örnekle çocuklar yalana karşı erkenden teçhizatlamış olur.
Bizim eğitim sistemimizin önemli eksiklerinden biri de şudur: Merak eden insanlar yetiştirmez. Geçen gün THY'nin yolcularına bedava sunduğu Sky Life dergisinde bir yazı vardı: Duygusal Zekadan sonra şimdi de "Merak Zekasından" daha doğrusu "Merak Katsayısından" söz ediliyormuş. "Merak" bir zeka türü mü? Bilmiyorum ama merak eden, verileni olduğu gibi kabul etmeyen, kurcalayan, sorgulayan insanlar yetiştirmek mümkün olsa gerek... Bunu kendim için söylemiyorum. "Meraklı" bir çocuktum. Ama hayatımda meraksız çok insan tanıdım. Çok sıkıcıydılar, çok...
Böyle bir yazı yazmayı düşündüğümde internete baktım. Aynı konuyu başkaları da düşünmüş elbette. Mesela biri "Keşke, 'Her iş verilen zamanda yapılır' diyen Parkinson Yasasını erken yaşta öğretselerdi" demiş. Hakikaten de öyle: Bir işi yapmaya bir ay ayırırsanız, bir ayda yaparsınız. Ama bir hafta derseniz, o iş bir haftada biter. İleriki yaşlarda kafa göz yararak öğrenmek zorunda kalmak yerine, Parkinson Yasasını erken yaşta kavramak çok daha iyi değil mi?
"Ah keşke" diyerek geçiyor hayatlar...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.