YAZARA MAİL GÖNDER Şerefli mahluk?

YAZARLAR

Duyduğum bazı laflar, gerçekten umutsuzluğa düşmeme yol açıyor. 68 yıl önce çok partili düzene geçmemiz...
Anayasamızda Türkiye Cumhuriyeti'nin "demokratik" ve "hukuk devleti" olduğunun yazması... Avrupa Birliği'ne girmek için gösterilen onca çaba...
İmzaladığımız insan hakları anlaşmaları...
Hiçbiri işe yaramamış. Her gün kabileci bir zihniyetin dışa vurumu olan laflar duyuyoruz.
Son yıllarda adından sıkça söz edilen İslami bir derneğin başkanı geçenlerde, Fransız Charlie Hebdo dergisinin ilk sayfasını yayınlayan iki yerli gazeteci için, "Yargılanmalarını değil cezalandırılmalarını istiyorum" dedi.
Daha sonra da bu yaklaşımı, "Saldırıya uğrarlarsa, saldırıyı amasız şartsız kınayanlardan olmayacağım" diyerek sürdürdü.
Yargılamaya gerek yok, doğrudan cezalandırmaya geçilebilir, ha! İstiklal Mahkemeleri bile uyduruktan da olsa bir yargılama yapıyordu.
Bu zihniyet ona bile gerek duymuyor.
İşleyen, baştan aşağıya linç mantığı: "Vurun Kahpeye!"
Hukuk devletinde ise suçlanan herhangi bir kişinin kendini savunmaya hakkı vardır. Seri katil olduğu apaçık olsa bile... "Görünen köy kılavuz istemez" diyenleri "olay yeri inceleme" uzmanlarını konu alan CSI dizilerini izlemeye davet ediyorum. Bu diziler hukuk devleti fikrinin popüler kültürdeki en önemli yansıması...
"Gerçek, görünenden ibaret olsaydı, bilime gerek kalmazdı..." Tabancayı ateşlediğini görsen bile adamı hakkıyla yargılamak gerekir.
Yargılamadan cezalandırmak ancak kabilelerde olabilir. Aslında günahlarını alıyorum:
Kabilelerde bile yargılama var.
Aklımızı, mantığımızı, vicdanımızı kullanmayacaksak niye şerefli mahlukat sayılıyoruz; söyler misiniz?

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.