YAZARA MAİL GÖNDER Karamsar notlar

YAZARLAR

Mıntıka temizliği yaparken, geçen yıl bu vakitler aldığım bazı notlar çıktı karşıma. Bazıları eskimiş, artık değinmenin bir anlamı yok. Başka bazı notlar ise güncelliğini koruyor.
Mesela bir akademisyen şöyle demiş: "Ortadoğu'da 100 yıl önce kurulmuş olan düzen çöktü. Bölgenin haritası yeniden çizilecek."
Herhalde, ben de böyle düşündüğüm ve yıllardır burada, hem de aşağıyukarı aynı kelimelerle dile getirdiğim için almışım bu notu. (Tarih: 14 Ekim 2014.)
Devamı var: "Dünya ve bölge aktörleri kendi paylarını maksimize etmek için bu kanlı yeniden bölüşüm sürecini uzatacaklar."
Ben bu "süreci uzatma" politikası üzerinde kafa yormamıştım. Ancak kulağa çok doğru geliyor. Hele Rusya'nın olaya askeriyle birlikte dahil olması, belirsizliği daha da artırdı.
Öylesine karmaşık, öylesine belirsiz bir ortam var ki Ortadoğu'da... Mesela Rusya egemenliğini genişletmeye kalkışırsa... Bir de bakmışsınız ABD, bugün bölgedeki baş-düşman ilan etmiş olduğu IŞİD'e el altından yardım etmekte...
(Hazır Homeland'ın yeni sezonu da gösterime girmişken, CIA'lı filmlere- dizilere meraklı olanlar için böyle bir gelişme hiç şaşırtıcı olamaz.)

"Maalesef doğru"
Bu şartlar altında, Ortadoğu bataklığından korkmamamız gerektiğini söyleyen Şükrü Hanioğlu Hocamızın neler diyeceğini çok merak ediyorum.
Örneğin 10 Ekim saldırısını acaba nasıl yorumlayacak? Soruyorum, çünkü bilhassa son dönemdeki gelişmeleri, "Biz Ortadoğu'ya girecektik ki Ortadoğu bize girdi" şeklinde yorumlayanlar var. İnsanın içini acıtan bir yorum bu...
"İç acıtan yorumlar" deyince herhalde birinci sırayı New York Times ile Başbakan Davutoğlu paylaşır.
New York Times, geçen gün, "Ne ortak keder, ne de ortak zafer anları: Hiçbir şey Türkleri bir araya getirmeye yetmiyor..." diye yazmıştı.
Bu tespit Başbakan'a hatırlatıldığında şöyle dedi: "New York Times'ın gözlemi maalesef doğru bir gözlem..."
Ben iyimser bir insan sayılmam. Çünkü toplumsal yapıların bugünden yarına değişmeyeceğini bilirim. Halk diliyle "Huylu huyundan vazgeçmez" de diyebilirsiniz, "Can çıkar, huy çıkmaz" da...
Eğer bir vatandaş... Türke veya Kürde, Sünniye veya Aleviye, dinliye veya dinsize, Batılıya veya Doğuluya diş biliyorsa... Bu düşmanlığı yarın da devam edecek, hatta şimdiki gibi uygun ortam bulduğunda şiddetlenecektir. Bir kuşakta dönüşüm olmaz; en az üç kuşak gerekir.

Ekmekten baklavaya

Buna rağmen Türkiye'nin geleceğinden umutsuz değilim. Ülkenin geride bıraktığı badireleri düşününce, "Evvel Allah bunu da atlatırız" diyorum. (Diyorum ama ya bu sırada verilen kurbanlar? Hiçbir güç onları geri getirmeyecek...)
Notlarla başladım, yine onlarla bitireyim. Baktım da, insanı mutlu edecek bir not dahi bulamadım.
Viyana'nın Naschmarkt denilen ünlü pazarında dolaşırken, baklava satan Bulgaristan Türklerine rastlamışım. Hoşuma gitmiş.
Tezgâha yaklaşınca bir de ne göreyim: Baklavanın üstüne Hindistan cevizi serpmişler. Adama çıkışmışım. O da, "Bana ne kızıyorsun abi" demiş: "Sizin Türklerden öyle gördük."
Önce ekmekleri bozmuştuk; baklavaya kadar geldik işte. Acaba sırada ne var?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.