YAZARA MAİL GÖNDER Akıntıya karşı

YAZARLAR

Malum mesele yüzünden... Pazar günü siyasi konulara girmeme ilkemi bu haftalık bir yana bırakıyorum.
Alman siyaset bilimci Herfried Münkler'in Yeni Savaşlar başlıklı kitabını mutlaka okuyun. (İletişim Yayınları, 2010)
Münkler savaşlarda aktör değişikliği olduğunu... Mücadelenin "devlete karşı devlet" değil... "Devlete karşı örgüt" (asimetrik) veya "örgüte karşı örgüt" şeklinde yürüdüğünü söylüyor.
Devletlere kafa tutan bu örgütler, birkaç yüz savaşçıdan ibaret oluşumlar değil. Genellikle tek bir ülkeye bağlı olmuyor, uluslararası nitelik gösteriyorlar.
Hem ileri teknolojiden, hem de intihar saldırısı gibi ilkellik-ötesi yöntemlerden yararlanıyorlar.
Savaş etiğine sahip olmadıkları için hedef gözetmiyorlar. Eski savaşlarda mesela hastanelere saldırılmazdı. Bunlar ise sivilasker, masum -sorumlu ayrımı yapmıyor. Dolayısıyla terör saldırısının (diyelim ki metroya bomba koymanın) onlar için ayrı bir özelliği yok. O da bir yöntem işte...
Ele geçirdiği uçaklarla İkiz Kuleler'e saldıran ve Başkan Bush'u "Amerika savaşta" demek zorunda bırakan El Kaide'ye, basitçe "terör örgütü" denebilir mi?

Ya devlet terörü?
"Arkadaş, terör eylemi yapan her örgüte, ben terör örgütü derim" mi diyorsunuz? Peki, o zaman masum insanlara saldıran devletlere ne diyeceksiniz?
ABD o kadar çok olayda, o kadar çok masum insanı uçak ve dronlarla öldürdü ki... Artık kimse "Pardon, yanlışlık oldu" demesine inanmıyor; "En büyük terörist ABD" diyorlar.
Ya Türkiye? 1990'lardan 2000'lerin başına, Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde 17 bin faili meçhul cinayet işlendi.
Bunun binini PKK, binini Yerli Hizbullah yaptı diyelim. Kalan 15 binini derin devlet öldürmedi mi? "Yeşil" kod adlı işkenceci- katil, devletin adamı değil miydi?
AK Parti, Kasım 2002'de iktidara geldi de yerli malı devlet terörü kesildi.
Cımbızcılık yapmak için, 2013'teki yazılarıma gitmeye gerek yok. Şunun şurasında bir ay önce bakın neler yazmışım...
Eski asker, güvenlik uzmanı Mete Yarar: "Terörü yeniden okumak, yazmak ve anlamak gerekiyor" demiş. (Hürriyet, 13 Eylül 2015)
"Artık terör örgütlerinden değil, terör tekniğini kullanan yarı devletleşmiş gruplardan söz ediliyor. Öyle bir noktaya gelindi ki artık IŞİD'e terör örgütü demek çok basit kaçar. Onlar aslında para kaynakları olan bir devlet..."

Teşhis de yanlış, tedavi de

Ben de böyle düşündüğüm için, günahım kadar sevmediğim iki örgüte, PKK'ya da, IŞİD'e de terör örgütü demiyorum.
Ya ne diyorum? Sivil Toplum Kuruluşu mu? Deli miyim ben? Mesela PKK bana göre Kürt ulusalcılığının savaş makinesidir. Yani terör örgütünden çok daha kapsamlı, çok daha vahşi bir oluşum...
Tam da böyle olduğu için Türk Silahlı Kuvvetleri, 31 yıldır bu örgütle savaşıyor. Terör örgütüne karşı uçakla mücadele edilmez. Eğer ediliyorsa, karşında terör örgütü değil, "devletsi bir yapı" vardır.
Bu konuyu niye dert edindim? Niye adeta akıntıya karşı kürek çekiyorum? Çünkü PKK'ye konulan teşhis yanlış. Teşhis yanlış olunca da, yanlış tedavi uygulanıyor.
Sonuç: Yanlış tedavi, örgütü sakinleşeceğine, daha da saldırgan yapıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.