YAZARA MAİL GÖNDER Arma-i Osmani

YAZARLAR

Geçen haftanın için en eğlenceli olaylarından biri... Cumhuriyet kutlamalarında Osmanlı Armasının da kullanılmasıydı.
Birileri, "Bu da nereden çıktı" diye şaşkınlıklarını ortaya koyarken... Başka birileri de, "Osmanlı sizi niye rahatsız ediyor" diyerek armanın törendeki varlığını savundular.
Ne yalan söyleyeyim, Cumhuriyet Bayramı'nı, Osmanlı Arması önünde kutlamayı akıl eden tören tasarımcısı arkadaş beni çok güldürdü, Allah da onu güldürsün. Niye mi güldüm? Anlatmaya çalışayım:
Cumhuriyet bir rejim şeklidir. Hanedan yönetimi gider, vatandaşın seçtiği yönetim gelir.
Hatırlayalım: Millet Meclisi, saltanatı 1 Kasım 1922'de kaldırmıştı. Ancak bir yıl boyunca Türkiye'nin yönetim şeklinin adı konmamıştı. 29 Ekim 1923'te bu belirsizlik sona erdi. Türkiye, cumhuriyet oldu.
Cumhuriyet bayramları işte bu olayın kutlanmasıdır. Böyle bir kutlama yapmak da, tersten okunduğunda, "Biz artık saltanatla yönetilmek istemiyoruz" demektir.
İşte bu yöndeki milli iradenin bando-mızıka ortaya konduğu bir günde, tören alanına Osmanlı Arması dikmek... Bence yönetim şekilleri dersinden kırık not almaktır.

Osmanoğlu çıkagelse
Şöyle bir sahneyi hayal edin:
Osmanlı Hanedanı bitti bitmesine ama... Sülaleden birisi çıkagelse... "Madem bizim armamızı kullanıyorsunuz, şöyle kenara çekilin de ülkeyi biz yönetelim" dese...
İktidarıyla muhalefetiyle Türkiye'nin siyaset sınıfı bu isteğe karşı, "Olmaz öyle şey, rejimimiz cumhuriyettir, bizi halk seçti" demez mi? Der.
Osmanoğlu bunun üzerine itiraz etmez mi? "E peki o halde bizim armamız burada ne arıyor" demez mi? Bu durumda ne cevap verilecek kendisine?
"Osmanlı'ya olan derin sevgimizi, bitmez tükenmez saygımızı ifade ediyorduk" dendiğinde, Osmanoğlu da şöyle kurcalayacaktır olayı:
"Madem bizi çok seviyordunuz, meşruti monarşiyi bırakıp ne diye cumhuriyete geçtiniz?" Velhasıl bu diyalog uzar gider ve nihayetinde... Osmanoğlu'nun "Baştan söylesenize yahu, siz bizim simgelerimizi kendiniz için kullanıyorsunuz" demesine...
Günümüz seçilmişlerinin, "Yani, tam olarak değil ama onun gibi bir şey" demesiyle sonuçlanır.
Velhasıl Osmanlı Armasının, cumhuriyet kutlamasında arzı endam etmesi, altı kaval üstü şeşhane bir durumdur.

İngiliz tasarımı
Konu kapandı mı? Hiç kapanır mı! Bir yandan, "Yuh Batı, kaka Batı," derken... Aynı anda, Batı'dan ithal edilmiş bir simgenin kullanılması ayrı bir komedi değil mi?
Bir dakika! Yoksa siz Osmanlı Armasının özbeöz yerli bir ecdat yadigarı olduğunu mu sanıyordunuz?
Osmanlı'da arma geleneği yoktu azizim. İhtiyaç hasıl olduğunda, "Artık sizin de bir armanız olsun" diyen ve de bir arma hazırlatıp Sultan Abdülmecit'e gönderen kimdir biliyor musunuz? İngiltere Kraliçesi Victoria...
Bugün otomobillerin arka camına yapıştırılan, dernek antetlerinde kullanılan, Çin malı bibloları yapılan Arma-i Osmani...
İşte o İngiliz zımbırtısının, Sultan II. Abdülhamit döneminde terazi ve silah eklenmiş halidir.
Velhasıl geçmişi 150 yılı dahi bulmayan ve de konunun uzmanı Prof. Edhem Eldem'in deyişiyle, estetiği kitsch kategorisine giren bir simgedir.
Osmanlı'yı severim; mezarına dokunmam.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.