Türkiye'nin en iyi haber sitesi

AK Parti bir seçimden daha zaferle çıktı. Hem tek başına hükümeti kuracak, uygun gördüğü yasaları kolayca çıkartacak... Hem de kazandığı 317 milletvekilinin verdiği güçle, başkanlık veya yarı başkanlık getirebilecek bir Anayasa değişikliğini deneyebilecek.
Her başarıda olduğu gibi, burada da iç ve dış faktörler rol oynadı. Bunların bazılarına değinelim. Önce iç faktörler:
AK Parti'nin en büyük avantajı, arkasında (yoksa "önünde" mi demeli?) Tayyip Erdoğan gibi bir siyasi akla, hatta akıl ne kelime, bir siyasi dehaya sahip olması. Cumhuriyet tarihinde birkaç benzeri var ama eşi yok.
Times gazetesi Erdoğan için "Siyasetin Houdini'si" demiş. Halbuki Erdoğan şapkadan tavşan çıkarmıyor. Siyaseti herkesten daha doğru okuyor ve elinin altındaki kaynakları doğru yönlendiriyor.
En kısa zamanda "Erdoğan'ın Strateji ve Taktikleri" adıyla tarafsız ve nesnel bir siyaset bilimi kitabının yazılması gerekiyor.
AK Parti, üyesi ve parası bol, disiplinli ve bürokrasisi güçlü bir parti. Ancak siyaseten doğru pozisyonu almasaydı, bu avantajlar bir işe yaramazdı.
Dikkat ederseniz, önceki seçimlerde olduğu gibi meydanları kasıp kavurmadı AK Parti. Her konuda konuşmadı. Bir miktar ekonomik vaatte bulundu. Ama asıl, çok kan döken şiddeti halka göstererek, "Türkiye'ye önce güvenlik ve istikrar gerek, onu da biz sağlarız" dedi, işi bitirdi.

Mister No'ya hayır!

Gelelim parti dışı faktörlere:
Her öneriye "hayır" dediği için adı 'Mister No'ya çıkan Devlet Bahçeli, adeta AK Parti için çalıştı. 27 Ağustos'ta şöyle yazmıştım: "MHP'lileri anlamıyorum: Partisinin çıkarlarını koruyamadığını defalarca göstermiş birisini, niye hâlâ başkanlık koltuğunda tutuyorlar ki?" Bunun üzerine, "Seçimde görüşürüz" mesajları gelmişti. Barajı geçtiklerine şükretsinler.
AK Parti ısrarla, "Ben varken, Türkiye'nin MHP'ye ihtiyacı yok" mesajını verdi. Vatandaş bu mesajı aldı, döndü MHP'ye baktı. MHP, "Sen, bilirsin Türkiye" diyordu. O da gitti oyunu AK Parti'ye verdi.

Önce can, sonra cüzdan
AK Parti, 7 Haziran'da kaybettiği Kürt oylarını geri almak istiyor, bunun için HDP'yi sıkıştırıyordu. Bir de baktık ki buna hiç gerek yok:
Zaten PKK, her gün askerpolis şehit ederek ve 80 milletvekili kazanmış HDP'ye, "Meclis'i boş ver, halkın arasına çekil" diyerek... Kürtçü siyasetin ayağına kurşun sıkmakta!
Bu arada IŞİD'i de unutmayalım... PKK ile birlikte, siyaset sosyolojisinin, "Kendini tehdit altında hisseden toplumlar, iktidara sarılır" ilkesinin doğruluğunu ispatlamak için çalıştı.
Şiddet, ekonomik sorunların konuşulmasını erteledi. Böylece evrensel hiyerarşi bir kez daha su yüzüne çıktı: Önce can... Sonra cüzdan...
Seçimler AK Parti'ye büyük güç verirken, büyük de sorumluluk yükledi... Bakalım altından nasıl kalkacak?
Not 1: 2010'dan beri yazıyorum, CHP'li arkadaşlara da söylüyorum; Kılıçdaroğlu düzgün bir insan ama lider değil. Not 2: Bir de şu araştırma şirketleri meselesi var. Bizdekine benzeyen bir çuvallama Britanya ve İsrail seçimlerinde de oldu. Anketçiler kendilerine şunu sormalı: "Seçmenler bize yalan mı söylemeye başladı? Yoksa kullandığımız teknikler, seçmendeki değişimi artık yakalayamıyor mu?"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER