YAZARA MAİL GÖNDER Mustafa Koç
kapat

YAZARLAR

Benim için Koç Grubu, dar gelirli evimize 1960'larda giren Arçelik buzdolabıdır.
Ne vakit Koçların adı geçse... Küçücük mutfağa sığmadığı için oturma odasına koymak zorunda kaldığımız... Bir kulağımız pürdikkat radyo tiyatrosundayken, diğer kulağımızda gırgırgır çalışan o buzdolabı gelir aklıma.
1990'larda bir ara taşındığım evin mutfağı çok ufaktı. Antrede buzdolabını koyacak daracık bir yer vardı, ancak Arçelik modellerinin hiçbiri oraya sığmıyordu. Başka bir marka satın almanın verdiği hafif suçluluk duygusunu hâlâ hatırlarım.
2002'de Arçelik'in logosu değiştirilip yerine hafif, ince, uçumlu, bir 'kırmızı kâğıt' konduğunda, ne yalan söyleyeyim bozulmuştum. Çünkü eski logonun hayatımdaki ağırlığını terk etmek istemiyordum.
Migros'u satmaları da hiç hoşuma gitmemişti. Ama çare yoktu, dünya değişiyordu, Koçların da ona ayak uydurması gerekiyordu.

Türkiye'nin Koç'u

Kişisel anı ve duyguları geride bırakıp ülke gerçeklerine geçelim... Koç Ailesi'nin ve Koç Grubu'nun, Türkiye'nin sadece ekonomisine değil; bilim, kültür, sanat, sağlık ve sosyal varlığına yaptığı katkı saymakla bitmez. Tamamını anlatmak için herhalde koca bir kitap yazmak gerekir.
Koçlar sadece Arçelik değil, Koç Üniversitesi'dir aynı zamanda... Sadece Yapı Kredi Bankası değil, şahane kitaplar yayınlayan Yapı Kredi Yayıncılık'tır...
Tüpraş, Aygaz, Opet ya da Tofaş'tan ibaret değildir Koç Grubu... Vehbi Koç Vakfı'nın burslarıdır, kültür-sanat etkinliklerine verilen bitmez tükenmez destektir.
Osmanlıdan Cumhuriyete, yüz küsur yıldır bizim devlet kapitalist bir sınıf oluşturmak için uğraşıyor. Epey de başarılı oldu.
Ancak Türkiye'nin buna bağlı bir ihtiyacı daha vardı: Büyük sermayenin; eğitim, sosyal sorumluluk, sanat gibi, ekonomi dışı alanlarda da faaliyet göstermesi gerekiyordu.

Patronların rol modeli

Bu anlamda Koçlar, burjuvalaşan ilk ailedir. Ekonomi dışı girişimleriyle de, diğer sermayedarlara örnek olmuş, hayatın para kazanmaktan ibaret olmadığını göstermişlerdir.
Dün kaybettiğimiz Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, işte böyle bir ailenin evladıydı. Dedesi Vehbi Koç'tan ve babası Rahmi Koç'tan devraldığı bayrağı taşıyordu.
"Her ölüm, erken ölümdür" demişti şair... Mustafa Koç'unki daha da erken oldu. Ailesine, holdinge ve Türkiye'ye vereceği daha nice katkı varken, sadece 55 yaşında şu dünyadan göçülür mü? İnsanın kadere isyan edesi geliyor.
Allah rahmet eylesin.
Not: Yazıyı yukarıda noktalamıştım. Haberlere baktım ki bazı kendini bilmezler vefatı fırsat bilmiş, daha toprağa bile verilmemişken Mustafa Koç ve Koç Ailesi hakkında ileri geri konuşmakta... Terbiyesizlik, vicdansızlık, saygısızlık moda oldu. Yaptıkları ne dine uyuyor, ne de genel ahlaka... Merak ediyorum: Bu apteshane ağızlılar nerede yetişti?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

kalan karakter 1000

mehmet mehmet

helal olsun size emre bey mükemmel bir köşe yazısı

Aynı Görüşte misiniz?
evet7
hayır0
cevapla 22.01.2016 02:28

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.