YAZARA MAİL GÖNDER Uzaktaki finans merkezi

YAZARLAR

İstanbul'un finans merkezi olması projesi uzun zamandır Türkiye'nin ekonomi gündemini meşgul eden konuların başında geliyor. Esasen 2023 hedeflerinin de en önemli mihenk taşlarından biri bu konu. Bunca sürede ne kadar yol almışız biraz sorgulayalım istedik.
Son dönemde Türkiye, bölgede ekonomi olabilmenin 4 temel dinamiğine - nüfus/ pazar, eğitimli işgücü, çeşitlendirilmiş endüstri, sermaye- güçlü bir şekilde sahip tek ülke konumuna geldi. Peki bu kadar önemli bir ülke olarak, Kafkas, Balkan, Ortadoğu coğrafyasına ne önerebiliyoruz? Bırakın uzakları ülke içindeki kurumlarımıza sunabilecek finansal enstrüman zenginliği için hangi adımları atıyoruz?
Birileri finans merkezi denince yalnızca inşaat ve bina anlıyor olabilir. Nitekim bölgedeki binalar da yükselmeye başladı. Bizim kastımız tabii ki binalar değil. Son 5 yılda sistemin ve altyapının oluşturulması ile alakalı kaç arpa boyu yol alındığını toplum çok merak ediyor. SPK, BİST, BDDK, Hazine, MB resmin neresindeler? Ortak akıl ne yapmakta? Acaba inanç problemi mi yaşanmakta, yoksa gene müzmin statükocu kimyasıyla mı hareket ediliyor? Kamunun özlük hakkı konusunda en ayrıcalıklı kurumlarında çalışanlar, neden kaplumbağa hızıyla üretiyorlar peki?
Sakın bana BİST'in havalı bir lansmanla geçen ay imzalarını attığı ortaklığı söylemeyin, yahut batı piyasalarındaki bazı kalemlerin düşük kalitede sunulmasıyla ortaya konulan bazı hizmetleri. Bölge ve pazar sizden özgün bir plan ve ürün çeşitliliği bekliyor. Ama üzülerek söylemek zorundayız ki, görüntü dostlar alışverişte görsünden öte değil.
Beklenen daha iyiyi yakalamak ancak yepyeni bir vizyon ve perspektifle mümkün olabilir. Bunu mevcut yapıların kötü bir taklidi olarak düşünürseniz başarısızlığa da mahkûm olursunuz. Bölgenin istek ve ihtiyaçları zemininde oluşturulacak bir yapının, ekonomik ve siyasi olarak hem merkez ülke olması itibariyle Türkiye'ye hem de çevre coğrafyaya kazandırabileceklerini tahmin etmekte dahi zorlanıyoruz.
Her ne kadar millet olarak sürekli "ışık doğudan yükselir" desek de, maalesef bu yöne devamlı sırtımızı dönüyoruz. Doğu coğrafyalarına biraz dikkatle bakabilsek aslında daha hızlı mesafe almamız mümkün. Nitekim bu bağlamda Körfez bölgesi ve Malezya gerek enstrüman gerekse düzenleme zenginliği anlamında güzel örnekler. Sadece Malezya'nın katılım bankacılığındaki varlık büyüklüğü Türkiye'nin 11 katından fazla. Kurum sayısında ise Türkiye 4'te kalırken, Malezya' da bu sayı 92. 2010-12 yılları arasında bu alanda yazılan araştırma tezi sayısı Türkiye'de 3 iken Malezya'da 68. Yani yelpazeyi geniş tutmak zorundasınız.
Bürokrasimizin doğu alerjisi devamlı karşımıza çıkmakta belki ama artık tedavi dönemi geldi de geçiyor. Yoksa her zamanki melodiyle bu konuda da "uzaklarda"ki şarkıyı mırıldanmaya devam ederiz. Bundan sonra Türkiye sadece daha iyisini hak etmiyor, daha iyisini başarmak zorundadır.
Not:
Bu arada kamu olarak Diyanet merkezli zekât ve sadaka fonu oluşturulması ile alakalı bir çalışmanın nihayete ermesi zarurettir. Bu konu son dönem Türkiye'de yaşadığımız tecrübelerden sonra, devlet eliyle hem daha güvenli bir çatının oluşmasına, hem de ekonomik sistemin büyümesine önemli bir katkı yaparak yeni bir modelin hayata geçmesine hizmet edecektir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.