YAZARA MAİL GÖNDER İnandırıcılık

YAZARLAR

Geçtiğimiz hafta, ekonomi gündemi açısından gayet sıcak geçti. Bu vesileyle de kamuoyunda çokça yer işgal etti. Doğrusu bu tip tartışmaların toplumsal anlamda ekonomik bilinci ve farkındalığı artırdığını düşünüyoruz.
Türkiye'nin son 30 yıllık serbest piyasa yolculuğunda, benzeri tartışmalar ülkenin milli ve bağımsız bir ekonomi söylemine ulaşmasına ne kadar katkı yapabilmiştir? Bu söylemin tutarlılığı noktasında ne tür mesafeler alınmıştır?
Kamuoyu bağlamında ciddi bir mesafe alınsa da, bir kısım hâlâ aynı noktada patinaj yapıyor. Mesela söylem olarak, hem lüks avm'lerde ve konutlarda yaşam sürecek kadar ürettik mi diyeceksiniz, hem ihracatla üretimle elde edilen kazancı desteklediğinizi iddia edeceksiniz, hem de bununla tamamen zıt bir para politikasını destekleyeceksiniz.
Türkiye'de para politikalarını ve mali politikaları yöneten paydaşların, artık miadını doldurmuş malum ortodoks bakış açılarıyla, enflasyonu sebep, faizi sonuç olarak görmesi ve bunun neticesinde bugüne kadar defalarca tekrarlanan yanlışları yapmaları ve savunmaları artık tahammül edilemez noktaya gelmiştir.
Aslında ocak ayında yaşanan faiz konusu özelinde de benzer bir durumu yaşadık. Dolar karşılıklarının düşürülmesi, piyasadaki likiditenin sıkılaştırılması vb. atılabilecek hiçbir adımı gündem konusu dahi yapmadan sadece faiz silahı üzerinden icraatlarına ve söylemlerine meşruiyet zemini arayanların inandırıcılığı ciddi oranda zarar gördü.
Acaba 1994'ten beri kaçıncı defa aynı ezberleri, aynı operasyonları konuşur, yazar çizer olduk. Artık konunun iyi niyet zemininden başka yerlere kaymakta olduğu toplum tarafından sıkça dillendirilir bir duruma geldi.
Bireylerin ısrarla yaptığı yanlışların faturasını her defasında bu ülke ödemek zorunda mıdır? Mayıs itibariyle sıcak para rakamı 25 milyar $'ı aştıysa, bu resmin hiç mi bir açıklaması olmayacak? Her defasında sıcak paradan şikâyet edip bunu destekler bir politikadan bir türlü vazgeçememek ve buna çözüm üretmemek nasıl izah edilebilir?
Şahısların inandırıcılık noktasında toplum tarafından kabul görebilmesi, diliyle ve ameliyle aynı çizgi ve istikamette olmasından geçer. Aksi ise beyhude sözden de öte, kişiliğin değersizleşmesine kadar gider.
Not: 2014 yılının ve önümüzdeki dönemin kayıp yıllar olmaması için kısa vadede özellikle, Merkez Bankası yasasında değişikliğe gidilmesi (Hesap verebilir ve ekonomik hedeflerle uyumlu bir politika izleyebilmesi), BDDK'nın komisyon ve faiz konusunda artık daha fazla geciktirmeden kamu menfaati merkezli bir düzenlemeyi hayata geçirmesi (Bireylerin sırtına yüklenen yıllık 8-10 milyar TL'yi aşan haksız yük) ve ilgili kurumların aktif bir faiz ve kur politikası uygulaması gerekmektedir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.