YAZARA MAİL GÖNDER Büyüklük tahayyülü

YAZARLAR

İddialı bir olgudur büyüklük yahut büyük olmak.
Herhangi bir konuda kullanırken hususi bir ciddiyet ve hassasiyete muciptir. Zira haketmeyen bir şey için kullanıldığında çoğunlukla sadece gayriciddiyetle karşılanır.
Büyük bir millet olduğumuz gerçeği uzun zamandır toplumsal hafızamızda unutulan yahut unutturulan bir terim olsa da halen eş dost sohbetlerinde dillere pelesenk edilegelir.
Ne var ki "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz...
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde..."
Doğrusu laf ile büyük olunmuyor... Salt bir projeyle de... Tüm bunlardan öte bir anlamı sırtında taşıyor bu kelimenin ruhu...
Aslında büyüklük; memleketinizin içtiğiniz suyundan ciğerlerinize çektiğiniz havaya, yaşadığınız topraklardan iz bıraktığınız diyarlara, gökyüzüne yükselttiğiniz eserlerden genlerinize işlemiş olan tarihe kadar birçok bileşenin yüzyıllar içerisinde yoğrularak ortaya çıkardığı bir duygu, bir hal, bir oluştur.
Maalesef bu millet 1699 yılından bu yana büyüklük erozyonu yaşayarak her olay karşısında zihinsel dünyasında "acaba"lara mahkum uzun bir süreç geçirdi.
Acaba bunu başarabilir miyiz?
Acaba bunu yapabilir miyiz?
Acaba bunu kazanabilir miyiz?
Acaba...
Topraklarında ve kültüründe dünyadaki birçok "ilk"leri ve "büyük"leri barındıran bu ülke, geçtiğimiz hafta uzunca -hem de çok uzunca- bir aradan sonra sadece büyüklük iddiası olan bir projenin temelini atmamış, milyonlarca insanın zihnini ve ufkunu yüzlerce yıldır körelten "acaba"larını da parçalayıp atmıştır.
Esas önemli olan işte bu unutulan büyüklük halini yeniden hissetmek ve gereklerini hayata geçirmektir. Şimdi Türkiye bu hali yaşayarak yeniden öğreniyor ve öğretiyor. Bunu her bir bireyinin ufkunu ve hayal dünyasını özgüven ve cesaretle harmanlayarak yapıyor hem de...
Üçüncü Havaalanı projesi ile oluşturacağı network sayesinde sadece ülkemize her yıl milyarlarca dolarlık değer katacak bir projeden bahsetmiyoruz.
Bu havaalanı ulaşacağı 150 milyon yolcu kapasitesiyle sektör için önemli bir yatırım olmakla kalmayacak, yükselen Türkiye ve İstanbul algısıyla birlikte ülke ekonomisine de turizm, marka ve istihdam konularında doğrudan ve dolaylı katkı yaparak büyük bir ivme kazandıracak.
Nasıl dere yatağını gün gelir bulursa, herşeyin bir vakti saati var. Umulur ki, o vaktin saati artık gelmiştir. Hepimize hayırlı olsun...
Not: ECB'nin eksi faiz konusunu ve yansımalarını esasen unutmadık. Ama hem ekonomik hem de siyasi olarak tarihi bir proje olduğundan haftanın bu önemli gündemi vesilesiyle izninizle onu da bir sonraki yazımıza bırakalım diyoruz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.