Türkiye'nin en iyi haber sitesi

ENGİN ARDIÇ
ENGİN ARDIÇ

Kanal tedavisi

Şimdi anladınız mı Süveyş Kanalı'nın hikmetini?
Arkadaşımız Barış Ergin'in haberi: Türk tankerleri Somalili korsanlarla başa çıkamayınca, çareyi Kızıldeniz'e, yani Süveyş Kanalı yoluna hiç girmemekte, "Afrika'nın boynuzunu dolanmakta" bulmuşlar. Fakat bu durumda yol 25 gün daha uzuyor ve maliyet de artıyor tabii... Öte yandan, tehlikeli yolu seçsen, bu sefer de navlun ve sigorta masrafı artacak. Korsanların eline geçersen ödeyeceğin fidye de cabası.
Süveyş Kanalı bunun için açıldı, İngiltere bu nedenle kanalı elinde tutmaya aşırı önem verdi... Cemal Abdünnasır kanalı millileştirince bunun için İngiltere ve Fransa utanmadan oraya çıkartma, daha doğrusu indirme yapmaya kalktılar ve başta Amerikan başkanı Eisenhover olmak üzere bütün dünyanın tepkisiyle karşılaştılar... Hem de yenildiler ve kös kös geri döndüler... Yıl 1956...
Biz de bu kanala iki kere saldırdık efendim! 1915 ve 1916 yıllarında. Okullarımızda öğretilmez. Çünkü Atatürk bu seferlere katılmamıştır.
Niçin saldırdık? Kanalı ele geçirip Hint Okyanusu'na gemi mi salacaktık?
Hayır, dostumuz ve müttefikimiz Almanya öyle buyurmuştu.
Amaç, İngiliz kuvvetlerini, özellikle Avustralya ve Yeni Zelanda birliklerini oraya bağlamak, batı cephesine takviye göndermelerini önlemekti. Batı cephesinde daha az Alman askeri ölsün diye doğu cephesinde daha çok Türk askeri ölmeliydi! (Bunu hiç düşünmüş müydünüz aslan Enverciler?)
Saldırdık, söktüremedik. Ertesi yıl bir daha saldırdık, bir daha geri çekildik. İlkinde komutan Cemal Paşa (torunu gazetecidir)... İkincisinde doğrudan bir Alman subayının emrindeydik, Kress von Kressenstein...
İlk ne zaman saldırdık? 14 Ocak 1915... Kanala hangi gün vardık? 3 Şubat... Ne zaman geri çekildik? 15 Şubat...
Buna karşılık İngiliz ve Fransız donanmaları Çanakkale'ye ne zaman saldırdılar? 19 Şubat... Karaya ne zaman asker çıkardılar? Onu bilirsiniz canım, 18 Mart... Caddesi bile var.
Eee? Demek ki hain emperyalistler Çanakkale'ye "durduk yerde" saldırmamışlar. Bir şeye "karşılık" vermişler. İlk kurşunu sen atmışsın.
Sen "Alman gazına" gelip Mısır'a çullanınca oraları kurtaracak, geri alacak kahraman oluyorsun, onlar bize yanıt verince bizi parçalamak isteyen alçaklar...
Demek ki Çanakkale muharebelerinin de kurtuluş savaşımızla uzaktan yakından hiçbir ilgisi yokmuş! (İkisinin arasında tam beş sene vardır yahu...)
Çanakkale'de bakınız ne oldu? Komutan Liman von Sanders (Atatürk'ün, daha doğrusu Yarbay Mustafa Kemal Bey'in komutanıydı, evet maalesef), İngiliz birliklerinin karaya çıkmalarına izin verdi! Amaç gene onları "bağlamak", batı cephesinin yükünü mümkün olduğunca hafifletmekti. Onları oyalayacak ve bu arada ölecek Türk askeri nasıl olsa elde çoktu...
Atatürk'ün çarpışmalar sırasında Liman von Sanders'e nasıl kızdığını, onunla nasıl kavga ettiğini, memleketi kumara yatıran, ham hayaller uğruna Türk kanını sakınmayan Enver ve "şürekâsına" nasıl köpürdüğünü bilirsiniz.
İşte bu nedenle, cephelerde ölenlerin torunları oylarını İttihat ve Terakki'nin mirasçılarına verdikçe o şehitlerin kemikleri sızlamaz mı?
Çünkü o torunlar acı gerçekleri ya bilmezler, ya da, çok daha kötüsü, öğrenmek istemezler.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
;