YAZARA MAİL GÖNDER Bilgi devrimi

YAZARLAR

Türkiye ile Yunanistan arasında bir "nüfus mübadelesi" olduğunu, olaydan altmış sene sonra, seksenli yılların ortalarında, yani otuz beş yaşımda öğrenmiştim.
Ondan önce, herkes gibi benim de "aaa, Yunanlılar da rakı içiyorlar, dolma yiyorlar, köfte yiyorlar" düzeyindeydi aymazlığım... Elia Kazan'ın "The Arrangement" filminde yaşlı adamın ud eşliğinde rakı içtiğini görüp pek şaşırmış, adamın soyadının Topuzoğlu olmasını da pek yadırgamıştık...
Türkiye'de bir devrim oldu.
Bunu bizler başardık. Çorbada tuzumun olması benim için büyük bir şereftir. Tanıştığım bazı okurlarımın "sizden çok şey öğrendik" demeleri bana gurur veriyor.
Ekonomide liberal devrimin yanısıra, bir "bilgi devrimi" de yaptık.
Yakın tarihimizle ilgili saklanan, gizlenen, unutturulmak istenen, Profesör Aktar'ın deyimiyle "ütülenen" hemen her şey ortalığa döküldü.
Birkaç şey kaldı, yasalar izin verince o konular da birileri tarafından açılır...
Artık hiçkimse "Ermeniler'e ne oldu" diye sormuyor, "İnönü solcu muydu" diye merak etmiyor. Beton kafalı faşistler hariç, onları da adam yerine koyacak değiliz.
Bugünlerde gene "gençlik aşkıma", Kemal Tahir'e döndüm ya, ondan öğrendiğimiz çok şey de aklıma takılıyor...
Romanlarını okuduğumuzda, Kanal Seferi'ni, Mezopotamya Cephesi'ni ilk kez duyup şaşırmıştık. Okullarda bunlardan sözedilmiyordu.
Polonya'nın güneyindeki Galiçya'yı da İspanya'nın kuzeybatısındaki Galiçya'yla karıştırıyordu az buçuk coğrafyadan anlayanlarımız bile.
Osmanlı ordusu yalnızca Sarıkamış'ta ve Çanakkale'de dövüşmemişti.
İki kere Süveyş Kanalı'na saldırmış, daha doğrusu Alman genelkurmayı tarafından saldırtılmıştı!
Irak cephesinde de çarpışmış, Polonya'da da çarpışmıştı.
Savaşın son günlerinde Kafkasya'da ilerleyip Baku'ya girdiğimiz, okullarda niçin öğretilmiyordu?
Çünkü Baku'ya giren Mustafa Kemal Paşa değil Mürsel Paşa'ydı da ondan.
Çanakkale bize "antiemperyalist" diye öğretildi, çünkü kurtuluş savaşımız da antiemperyalistti.
Müttefikler "durduk yerde" üstümüze saldırmamışlardı oysa.
Dünya savaşına girmek için biz yırtınmış, biz tepinmiştik. İlk mermiyi de Yavuz zırhlısı atmıştı Karadeniz'in kuzeyinde. Yani düşman bize değil, biz düşmana saldırarak siftah etmiştik! Eh, adamların buna bir cevap vermelerinden daha doğal ne olabilirdi?
Biz dedim, tövbe, İttihatçı diktatörler. Onların da en üst düzeyi. Savaşa girdiğimizden hükümet üyelerinden çoğunun da haberi bile olmamıştı.
Çanakkale meselesi, cumhuriyet döneminin resmi tarihçileri tarafından usturuplu bir şekilde dünya savaşından "sıyırıldı", oradan cımbızla çekilip kurtuluş savaşımıza "monte edildi"...
Dünya savaşının da "içinde Atatürk geçmeyen" bütün bölümlerinin "sümenaltı" edildiği gibi.
Ama artık kimse yutmuyor.
Yutmaya gönüllü olanlar da bizi ırgalamıyor. Dedim ya, devrim oldu devrim. Bilgi devrimi, zihniyet devrimi, halk devrimi.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.