YAZARA MAİL GÖNDER Şövalye Abüzittin

YAZARLAR

Geçen gün Daniel Boyle derler bir film yapımcısı kendisine verilen "sir" ünvanını reddetmişti, bu yılbaşında yeni "legion d'honneur" nişanları açıklanınca da ünlü Fransız çizgi romancısı Jacques Tardi bunu reddetti.
Boyle'u tanımam ama Tardi, bana sorarsanız, bizim dev karikatürcülerimizin yanında ancak silgi taşıyabilir.
Biri İngiltere'den, biri Fransa'dan, iki yiğit çıktı meydane, ikisi de birbirinden merdane!
Sinemacı Boyle, "yaz olimpiyatlarının açılış törenlerini düzenlemede gösterdiği başarı" sayesinde "şövalye" yapılmış.
Bu iş bu kadar kolay ve ucuzsa, kraliçeye söyleyin, bizim Galatasaray takımının malzemecisi İlyas'ı da şövalye yapsın!
Galler Prensi'nin hayır cemiyetlerine belli bir miktarda her bağış yapan da sarayda verilen davetlere falan katılmak şerefine nail oluyordu, Charles da onları "sir" eylesin bari.
Haa, bakınız "legion d'honneur"e yani şeref kıtasına girmek daha zor, onun için Fransa'da havanızın yerinde olması gerekiyor. Ben yirmi yıldır konsolosluğa bile uğramadım, beni almazlar. (Paris'e gidip gelmek ölçü olsaydı şimdiye kadar kral olmuştum.)
Boyle, ünvanı, "eşitlik ilkesine aykırı" bulduğu için reddetmiş. Tardi de "düşünce özgürlüğüne ve yaratıcılığının bağımsızlığına engel olacağı" görüşünde... Herhangi bir siyasi güçten ödül mödül istemiyormuş. (Orhan Pamuk böyle düşünmüyor, o bir "legion d'honneur" sahibi.)
Bileceksiniz, Jean-Paul Sartre da Nobel ödülünü reddetmişti, okuyucuların kitaplarını "Nobelli yazar" diye almalarını istemediği için. (Orhan buna da katılmıyor.)
Samuel Beckett de İsveç Kralı'nı adam yerine koymamış, ödülü almak için kalkıp Stockholm'a gitmeye tenezzül etmemişti.
"Şövalye" hem aristokrattır hem değildir. Aristokrasi "skalasının" yani hiyerarşinin dışında, kendine özgü ayrı bir sınıftır. Soyluların muharip gücü... Toprağı ya da malı mülkü yoktur. Buna karşılık para harcamaz, gittiği şatoda istediği kadar kalır, yer içer. Çağırılınca şatonun sahibini ve halkını saldırılara karşı korumakla yükümlüdür. Senyörün karısına abayı yakması ve fakat asla ve asla el sürmemesi de bir gelenektir.
Bu tabii ortaçağ raconu... Günümüzde bir Sir Sean Connery'den bunu beklemek saflık olur. Bir de çalgı çalıp şarkı söyleyen şövalyeler var, Sir John Lennon, Sir Paul McCartney falan...
"Legion d'honneur"e gelince, o, Napoleon'un Fransız milletini savaşlarda kolayca kırdırabilmek için önlerine astığı yaldızlı bir havuçtur. Günümüzde tehlikesi yok, havası var.
Gene de, böyle şeyleri reddedebilmek her babayiğidin harcı değildir.
Orhan Pamuk'u pek sevmiyorsunuz Türk halkı olarak... Bütün mesaisini "günün birinde Nobel alabilmek" üzerine kurmuş Orhan Pamuk olağanüstü bir yiğitlik gösterip tarihte bir Türk'e ilk kez verilmiş Nobel'i reddetseydi bu sefer de kıyametleri koparmayacak mıydınız?
Ne yapsın çocuk, alsa da vatan haini yapıyorsunuz almasa da!
Bir de Elif Hanım var, bir turistik sanatçımız daha. Avrupa Birliği'ne girdiğimiz gün ona da Nobel verecekler, bunun için çalışıyor. Hayırlısı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.