YAZARA MAİL GÖNDER Osmanlı bozgunu bitti

YAZARLAR

Kemal Tahir'in o tokat gibi lafını hiç unutmam: "Osmanlı bozgunu bitmedi, içimizde yaşıyor."
Son dört yüz yılımız bocalamayla, son iki yüz yılımız gerilemeyle geçmişti. Sürekli yenilmiş, sürekli toprak kaybetmiştik. "Tutunacak son bir toprak parçasını koruma" çabası, imparatorluğun son yöneticilerini "etnik temizlik" yapmaya bile sevketmişti...
Batı uygarlığına yenik düşmüştük. Düzen tutturamıyorduk. "Çağdaş uygarlık düzeyi" bize hem ters hem de iki numara büyük geliyordu, onu anlayamıyor, uyum sağlayamıyorduk. Cumhuriyeti kuran ve yöneten bürokratlar, çağdaş uygarlık düzeyi budur sanarak faşizme bile yönelecek kadar saçmalamışlardı...
Aşağılık kompleksi iliklerimize işlemiş, bilinçaltımızı esir almıştı. Cumhuriyet yönetiminin bütün o cafcaflı çabalarına rağmen "biz adam olmayız" önyargısı zihinlerimize çakılmış kalmıştı... Fakat lafla peynir gemisi yürümüyor, "bir Türk dünyaya bedeldir" palavrası, somut gelişmelerle desteklenemediği için gene ancak dikta kurmuş bürokratları kandırabiliyordu...
Bürokratlar da tuhaf insanlardı ha... İmparatorluğun niçin battığını biliyor ama yeni devleti yükseltecek adımları atmaktan ya korkuyorlardı ya da buna akılları ermiyordu. "Cila çekerek" durumu kurtaracaklarını sandılar, her işi eğitimle bitireceklerini düşündüler, ekonomik kalkınmayı sürekli ertelediler.
Halk ne zaman buna yönelse baltaladılar. Memleket kalkınırsa iktidar ellerinden gidecek, yeni oluşacak burjuva sınıfının eline geçecekti. Böylece Türkiye dünyada çağdışı bir "anakronizm" örneği oluşturdu.
Halk yoksulluktan bezmişti, "yoksullukta eşitlik" vaadeden, üstelik bunu da ayrı ve yeni bir diktayla sağlayacak olan sola dönüp de tükürmedi bile...
1930, 1950, sonra 1965, sonra 1983 yıllarında bürokrasiyi sarsmaya, kasnakları kırmaya çalıştı, buna ancak 2002 yılında radikal bir adım atabildi. Onu kurtaracak olan gene de kapitalizmdi! Eşitlik olmayacaktı ama hem gelişme hem de özgürlük ona daha cazip geldi.
Bugün bile "derin bürokrasi" tam olarak zaptedilmiş değildir, direniyor, ama çok önemli bir işi başardık:
Aşağılık kompleksini yendik.
Aslında halk o komplekse hiçbir zaman kapılmamıştı, İslam onu ayakta tutuyordu.
Kıvrananlar aydınlardı ve örneğin Almanya'ya giden işçilerimizin "pervasız" davranışlarına hem şaşıyor hem kızıyorlardı...
Şimdi artık aydınlar da yere daha sağlam basıyorlar.
Bu tarihi bir dönemeçtir.
Türk milleti, bürokrat baskısından kurtulursa, "eli tutulmazsa" neler başarabileceğini gördü.
Ve artık ağlaşmıyor.
Azgelişmişlikten "orta gelişmişlik" düzeyine yükselince özgüvene de kavuştuk.
Ciddi yorumcular, "eğer beklenmedik bir sakatlık olmazsa" önümüzdeki on yıl içinde ekonomik büyümeyi pekala da üçe katlayabileceğimizi söylüyorlar. 2023 yılında kişi başına milli gelir ortalaması yirmi bin doları geçen, gelişmiş Türkiye bir hayal değildir, gerçekçi bir hedeftir.
Avrupa Birliği'ne girse de, girmese de.
"Gerekirse ekonomik kriz çıksın, yeter ki bu hükümet gitsin" diye dırlanan vatan hainleri de tarihin çöp sepetine defolup gideceklerdir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.