YAZARA MAİL GÖNDER Mızmızlar Partisi

Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YAZARLAR

İktidar partisinin İstanbul il başkanı Aziz Babuşçu (çok kişi tanımaz), "endişeli modernlerle artık barıştık" demiş...
Kanıt olarak da, TÜSİAD çevrelerinin "iktidarda olmasına tahammül edemeyeceğimiz insanlar on yılda bu ülkenin kaderini değiştirdi" demelerini gösteriyor.
TÜSİAD endişeli olmasına endişelidir de, "modern" kelimesiyle herhalde "ala-franga" denilmek isteniyor.
Yarın bir darbe olsa TÜSİAD'ın gıkını bile çıkarmayacağından adımız gibi eminiz. İçlerinde zil takıp oynayacaklar da çıkar.
Ortada bir barışma değil, ancak bir "kabullenme" vardır. İyimserliği sürdürmek isterseniz, "bükemediği eli öpmek" falan da diyebilirsiniz.
Hani, asla alamayacağını bildiği ihaleye, bir zamanlar "yeşil sermaye" diyerek yoketmeye çalıştıklarıyla birlikte girmek zorunda kalmak gibi bir şey...
Ya da, başbakanın şimşeklerini daha fazla üstüne çekmemek için, yayınladığı gazetenin "sivri imzalarını törpülemek" gibi bir şey canım...
Endişeli modernler, sermaye sahipleri değil, boş zamanlarında gazete yazarlığı da yapan üniversite hocalarıdır.
Toplumda kendilerine "lüzumundan fazla ehemmiyet atfederler" bunlar, "okuyanımız az ama etkimiz büyük" diye de kendilerini kandırırlar.
Şimdi apışıp kaldılar.
"İmralı'yla barış görüşmeleri" başlayınca lafları bitti.
Oysa onlar hesaplarını "başbakan gitgide faşizme kayacak" beklentisi üzerine yapmışlardı!
Artık ne diyecekler? "Paşalar niçin serbest bırakılıyor" diye şarlayabilirler.
Yeni anayasa ortaya çıkıp başkanlık sistemine geçilince de "dikta geldi" diye ağlayacaklar ve onca nefret ettikleri ulusalcı kesimlerle "ağız birliği" edeceklerdir.
Bundan başka yer yakacak cirimleri yoktur.
Onlar iktidar partisiyle barışmış falan değillerdir!
Çünkü en küçük bir anlaşmazlıkta hemen "alafrangalık refleksleri" ortaya çıkıveriyor.
Taksim'e topçu kışlasının yeniden yapılmasına da, Çamlıca tepesine cami yapılmasına da hemen itiraz ediveriyorlar. Görünürde "orayı dolduracak cemaat yok" ya da "Taksim'in -olmayan- estetiği bozulur" gibi gerekçelerle.
Liberal geçiniyorlar ama "Kemalist altyapılarından" bir türlü kurtulamadılar çünkü.
Cami istemiyorlar, camiyi sevmiyorlar (oysa Noel geceleri kafayı çekip Saint-Antoine Kilisesi'nde kalabalık etmeye bayılırlar.)
Hele topçu kışlasına "alışveriş merkezi yapılacakmış" diye bozulmaları, bu Kemalist temel üzerine kurmuş oldukları Marksist geçmişlerinden kalıntı değil midir?
İktidarın bunlarla barışması çok zordur, buna gerek de yoktur.
Endişeli modernlerin toplumda herhangi bir ağırlığı olsaydı, adayları Baskın Oran milletvekili olurdu.
Keşke olsaydı... Keşke Baskın Hoca bunların vekili olarak meclise girebilseydi... Onlar da temsil edilselerdi mecliste...
Bakınız "keşke Tuncay Özkan da öbür ucun temsilcisi olarak girebilseydi" demedim, çünkü ondan mecliste çok var!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.