YAZARA MAİL GÖNDER Boy yahut fonksiyon

YAZARLAR

Nur topu gibi bir tartışmamız daha oldu: Atatürk'ün boyu kaçtı?
Vatan millet düşmanı hainler "1.68" diyorlar, ulusalcı Kemalistler de "1.74"... Tuhaf şey, bir Kemalist gazeteye göre de 1.75.
Lakin birçok milliyetçi eskiden bunu 1.65 olarak bilirmiş, Amerikan belgelerinde de 1.72 olarak geçermiş.
Nasıl bir muammadır bu? Ulema arasında da ihtilaf mevcut, Kemalistler arasında da.
Ayrıca, kilosu 74 ile 76 arasında değişirmiş, ayakkabı numarası da 42... Fakat ayakkabı numarasına, resimlerine bakarak "ancak 38-39 olabilir" diyen bilim adamları da çıktı.
Acaba beli kaçtı?
Yakası kaç? Bunları bilse bilse en iyi Latife Hanım bilir de, anılarının yayınlanması yasak!
Memleket meseleleridir bunlar.
Atatürk'ün sanıldığı gibi "kahveyi şekerli içmediği" kanıtlanıp memleket kurtarılmıştı, şimdi de boyuna dört santimetre zam yapılıp milli birlik ve beraberliğimiz tehlike bölgesinden çıkarılacak...
Çok önemli meselelerdir bunlar.
Örneğin sesinin de "sanıldığı gibi ince olmadığı", bilim adamlarının yıllar süren çalışmaları sonucu ortaya çıkmış, halkımız derin bir nefes almıştı.
Merhum Attila İlhan da bir televizyon programında Atatürk'ün sabahları geç kalktığını ve bardak bardak limonata içtiğini açık etmemiş miydi? Yemeklerden de en çok kuru fasulya ve pilavı severmiş.
Ermeni meselesinde yaptığımız gibi konuyu tarihçilere bırakmak istiyoruz ama tarihçiler de fena halde su koyuveriyorlar... Tarihçi Hakan Erdem, "çizmeyle ölçmüşlerdir 1.74 çıkmıştır, çıplak ayakla ölçseler 1.68 çıkar" diyerek bir çuval inciri sıkıntıya sokuyor...
Atatürk'ün boyunun kısa olabileceği ihtimalinden niçin korkuyoruz? (Kaldı ki 1.68 kısa sayılmaz, ona olsa olsa "orta boy" denir.)
Napoleon da kısa boyluydu, ondan mı?
Niçin büyük önderimizin ille de "uzun boylu, davudi sesli, kahveyi de sade içer" olmasını istiyoruz?
Niçin, 1.68 boyunda heykeli yapılınca birçok hamiyetli vatan evladı itiraz ediyor ve bu konuda düşülen korkunç yanlışı telafi amacıyla bu kez hemen "1.85" boyunda yeni bir heykel sipariş edilerek vatan kurtarılıyor?
Hani Atatürk aynı zamanda şöyle "kara yağız" olsaydı milliyetçilerimiz de çok rahatlayacaklardı ama ne yapalım ki sarışındı. Hadi açık kumral diyelim de ortasını bulalım, iki cenahı da memnun edelim.
Lakin bu bizi, örneğin kara yağız ve davudi sesli bir delikanlı olan Rutkay Aziz'e Atatürk rolünü oynatmaktan da geri bırakmamıştı...
Rutkay'a Atatürk oynatmak, hani Hidayet Türkoğlu'na Napoleon oynatmak gibi bir şey değil miydi?
Bilirsiniz, Hazret-i İsa da filmlerde hep uzun boylu, sakallı, tercihan sarışın olarak gösterilir. Büyük bir ihtimalle kısa boylu ve esmerdi. (O tarihte uzun boylu ve sarışın Yahudi'ye herhalde zor rastlanırdı!)
Batı'nın "imajiner" dünyasına böylesi uygundur da ondan. Esas çocuk hep sarışındır ve beyaz giyer, kötü adamlar hep kara sakallıdırlar ve siyah giyerler.
Demek ki, ne kadar yırtınsak, bizim imajinerimiz Batı'ya ters. Şapka giymekle iş bitmiyor. Kollektif bilinçaltımız Batılı değildir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.