YAZARA MAİL GÖNDER Geleneksel darbe keyfimiz

YAZARLAR

Ülkemizde yapılmış darbelerin tarihlerini şöyle bir sayın desem hemen sayarsınız: 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat... Ya da 1960, 1971, 1980, 1997...
Bir televizyon programında evlenme tarihini ha deyince hatırlayamayıp mahcup olan ama bu darbeleri bir çırpıda sayan sevgili ağabeyim Mehmet Barlas, "isterseniz 23 Ocak 1913'teki Babıali baskınını da ekleyeyim" diyor.
Yani, Türkiye'de her şeyin 28 Ekim 1923'ü 29 Ekim 1923'e bağlayan gece başlamadığını hatırlatmış oluyor.
Uzun süre bunun aksini öğretmişlerdi halkımıza. Daha önce mağarada yaşıyorduk, Atatürk gelip bizi oradan çıkarmıştı!
İşimize geldiği zaman kara kuvvetlerimiz Mete Han döneminde kuruluyordu, işimize geldiği zaman Orhan Gazi devrinde... Ama Osmanlı tarihi tu kakaydı öbür yandan.
Şimdi bazıları, halkımızın o müthiş "kendi tarihini öğrenme açlığına" şaşıp "yahu son zamanlarda Osmanlı amma da moda oldu ha" diyorlar...
Umarım daha da olur. Bendeniz de modaya uyacağım: Türkiye'de ilk darbe 1622 yılında yapılmıştır.
Genç Osman'ın yeniçeriler tarafından tahttan indirilmesi mis gibi askeri darbedir.
Eğer, Hürrem'in kendi oğlu Selim'i tahta geçirebilmek için çevirdiği dolaplar sonucu Süleyman'ın Mustafa'yı öldürtmesini darbeden saymıyorsanız tabii... Eğer İbrahim Paşa'nın öldürülmesini de saymıyorsanız...
Osman'ı deviren darbeciler, öldürmeden önce Yedikule'de ırzına geçtiler. Biliyor muydunuz?
İttihatçı tarihçiler, ünlü "Naîmâ tarihinin" elyazmasından bu olayı anlatan sayfaları "ayıp oluyor" gerekçesiyle yırtıp attılar... Ya bunu biliyor muydunuz?
Çok şükür çağdaş darbeciler işi o kadar büyütmediler, Menderes'e "prostat muayenesi yapacağız" diye Yassıada'da yalnızca parmak atmakla yetindiler. Artık bunu herhalde bilirsiniz.
Başka bir darbe 1730 yılında yapılmıştır, Üçüncü Ahmet tahttan indirilmiş, devrin başbakanı, bir diğer damat, bir diğer İbrahim Paşa öldürülmüş, "lale devri" sona ermiştir.
1807 yılında Üçüncü Selim'in tahttan indirilmesi ve ertesi yıl da öldürülmesi darbe değilse nedir?
İkinci Mahmut'un yeniçeri ocağını lağvetmesine de bir tür "Balyoz davası" gözüyle bakabilirsiniz isterseniz!...
Abdülaziz'in devrilmesi, intihar süsü verilerek öldürülmesi darbe değilse nedir?
Abdülhamid'in parlamentoyu kapatması da bir "karşı darbe" değilse nedir acaba?
1909 yılında 31 Mart ayaklanması da darbenin hasıdır, buna tepki olarak Abdülhamid'in tahttan indirilmesi de...
Haa, bir de "yapılamayan darbeler tarihimiz" var tabii, gizli tarih... 1950 seçimini DP'nin kazanması üzerine paşaların darbe girişimiyle başlar, 1957 yılında "dokuz subay olayıyla" sürer, 1960 sonlarında cuntanın kendi "iç darbesiyle", 1961 yılında başka bir gizli girişimle, 1962 ve 1963 yıllarının Talat Aydemir rezaletiyle gider taa 2003 ve 2004 yıllarına dayanır.
Bu arada belirteyim: Evlenme tarihim 29 Ocak. O gün de bizim hanım bana esaslı bir darbe yapmıştı, darbelerin en güzelini! O günden beri dikta altında yaşıyorum ve çok memnunum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.