YAZARA MAİL GÖNDER Fener alayı

YAZARLAR

Türk faşistleri fener alayını çok severler. Faşistlere koşulduğunun farkına varamayan saftırık solcular da sevmişlerdir bunu.
Gece karanlığı... Meşaleler... Gizemli bir hava... Uygun adım yürüyen ateş taşıyıcıları...
Gündüz yetmiyor, gece de ürkütücü bir ortam yaratılacak.
Bununla "adolesan" yani yeniyetme beyinler gıdıklanıyor da, genel olarak insanoğlunun bilinçaltında yatan hangi pislik eğilimi dürtükleniyor, onu da Carl Gustav Jung'a sormalı... Günümüzde bir tek İskoçya'nın Edinburgh şehrinde yılbaşlarında hoşluk olsun diye uygulanıyormuş, bir de Amerika'nın Seattle şehrinde galiba... Başka yerde bulamazsın.
Fener alayları milli bayramlarımızda yapılır. Genellikle askerler yaparlardı, artık bazı gençlik grupları ve bazı parti örgütleri de düzenliyorlar.
Askerlere, daha bir "ortaçağ" koksun diye herhalde, Alman SA kıtalarına yaptıkları gibi "pelerin" de giydirirlerdi tabii! Her biri birer şövalye...
Fener alayı, gövde gösterisi olarak Alman Nazi Partisi tarafından icat edilmiştir.
Tarihte bilinen ilk görkemli fener alayı da, Hitler'in başbakan atandığı 30 Ocak 1933 gecesi bütün Berlin'i bir ışık seline boğdukları ünlü fener alayıdır. Bir nehir gibi akan meşaleli yürüyüş kolları Tiergarten tarafından gelip Brandenburg Kapısı'nı geçmiş, Adlon Oteli yanından Wilhelmstrasse'ye, başbakanlık binasına kıvrılmıştı... "Geliyoruz, geldik" mesajı veriliyordu. Gecenin karanlığı da Nazi ruhuyla pek örtüşüyordu doğrusu.
Sonra bunu sık sık tekrarladılar. Daha da ünlüsü, Unter den Linden'in öbür ucunda, opera meydanında kitap yaktıkları gecedir.
Türkiye Cumhuriyeti de bunu sevdi, Almanya'dan aldığı birçok şey gibi alıp aynen uyguladı.
"Granit duvarlara dikili demir meşalelerde titreşen alevler" zaten onların da bizim de pek hoşumuza giden bir görüntüydü... Bunu sokağa da indirdiler.
Şimdi, muhalif basında ne kadar postal yalayıcı, ne kadar "apoletsiz general" varsa, 19 Mayıs gecesi düzenlenen fener alaylarına bakıp bakıp orgazm oluyor.
Acaba "geliyorlar" diye bir hisse mi kapılıyorlar? Kendi kendilerini kandırmayı severler.
Silivri'den çıkabilirlerse gelirler belki...
Berikiler de sayı saymayı öğrenseler iyi olacak.
Antalya'da CHP'nin düzenlediği fener alayına üç bin kişi katılmış. Üç bin seçmen... Bir tek milletvekilinin ancak kolunun ucu ya da ayağının dibi eder.
"Cumhuriyet mitinglerinde" de bu hisse kapılmışlar, "geliyoruz" sanmışlardı. Beş yüz bin kadar katılım vardı, bunu şişire şişire beş milyon yaptılar, seçimden sonra da, savaşan devekuşu ordularından birinin kafasını kuma gömüp sonra da "nereye gitti bu düşmanlar yahu" demesi gibi, o beş milyon kişinin nereye gittiğini anlayamadılar...
Beş yüz bin kişi, kabaca on milletvekili demekti.
Şimdi gitsinler, Bağdat Caddesi'ne, "CHP'nin kalesi" sayılan, "beyaz Türkler'in" tepiştiği caddeye baksınlar.
Köşe başlarında elinde megafonla çığırıp duran üç beş cırlak kıza dönüp de tüküren bile yok. İnsanlar, ağzına kadar lebalep dolu kahvehanelerde oturacak bir yer bulabilmenin telaşı içindeler.
Fenerli de gelsen, fenersiz de gelsen farketmez koçum. İstersen üstüne Fener forması giy, bir de öyle dene. Çok daha fazla etkili olacağın kesindir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.