YAZARA MAİL GÖNDER Grev fiyaskosu

YAZARLAR

Genel grev, işçi sınıfının en büyük silahıdır. Hayat durdurur, hükümet devirir, devrim başlatır.
Kabadayılıkta da şöyle şaşmaz bir kural vardır: Beline taktığın silahı çektin mi atacaksın, attın mı vuracaksın.
Bunu yeri geldiğinde yapamazsan, o silahı alırlar, namlusunu ağzına tıkarlar. Kibarlık ettim, ağzına dedim.
Genel grev o kadar müthiş bir silahtır ki, gerektiğinde en vahşi darbeciyi bile perişan eder.
1920 yılında, Almanya'da Wolfgang Kapp adında aşırı sağcı bir serseri darbe yaptı. Yaslandığı askeri birlikler Berlin'e yürüyüp bütün resmi daireleri ele geçirdiler (o zamanlar henüz "radyoevi" yoktu!)
Berlin işçisi ona öyle bir cevap verdi ki, attığı tokadın sesi İstanbul'dan duyuldu.
Hemen genel greve gittiler.
Hayat durdu, Berlin kilitlendi. Ne tramvay çalıştı, ne su aktı, ne elektrik geldi, ne gazete çıktı.
Başbakanlık görevlileri işi bırakırken resmi mühürleri de ceplerine sokup gittiklerinden, Kapp çıkardığı kararnamelerin altına damga basamıyordu! Emirlerini dikte ettirmek için evden daktilo bilen kerimesini çağırmak zorunda kaldı. Kızcağız daha sonra babasıyla birlikte Almanya'yı ağlayarak terkedecekti...
Alman işçi sınıfı, hepi topu dört gün içinde Kapp'ın darbesini onun uygun bir yerine iade etti. Ordu birlikleri küfür ederek ve halka da ateş açarak başkenti terkettiler.
Bizde "devrimci işçi liderleri" darbelerde kaçacak delik ararlar ve örneğin büyük otellerde "burjuva kılığına girip" saklanırlar.
Pazartesi günü Türkiye'de bir "genel grev" yapıldı.
Fakat bu genel herhalde fazla özel kaldığından, kimsenin haberi olmadı. Hani muhalif basının delişmen çocukları ertesi gün kendilerine yontup abartmasalar, gene olmayacaktı. Olay da iki buçuk saat sürmüş.
Gösteri yapan birkaç yüz kişiyi "on binler" yapmak bunların huyudur, hani beş yüz bin kişilik "cumhuriyet mitingini" beş milyon yapmak gibi. (AKP'nin Kazlıçeşme mitingini "hükümet karşıtı gösteri" diye veren CNN serserilerini mi örnek alıyorlar?)
Pazartesi günü hayat, durmak bir yana, hiç etkilenmedi. Hiçbir iş aksamadı.
Katılım "eser miktarda" kaldı.
Hani, Türk Hava Yolları grevinin havaya gittiği gibi. Şu anda devam ediyor mu, bitti mi bilmiyorum, muhabir arkadaşlar grev yerine koyup da izlemeye değer bulmadıkları için haber alamadık.
İşçi sınıfının başbakanla, hükümetle dikkate değer bir sorunu, bir çatışması yoktur. Kapitalizm geliştikçe kendi refah düzeyinin de arttığını on yıldır yaşayarak gördü.
O zaman, genel grev adını verdiğin gövde gösterisi de "Taksim'deki küçük burjuva ayaklanmasına sembolik bir destek eylemi" olarak kalır işte. Ama yerlere falan da oturursun ki, holding televizyonları akşama haber yapsınlar. Ya da eski Marksist yeni mızmızların gazetesi ve bazı bunalımlı bayanlar "devrim başlıyor" sansınlar da sevindirik olsunlar.
Bu gemi arslanlarına, bu sendika ağalarına sormak isteriz: Madem elinizde genel grev gibi güçlü bir silah vardı da, 1971 yılında neredeydiniz, 1980 yılında neredeydiniz?
İnsanlar işkence görürken toz olmak, yıllar sonra ortalık mayna olunca efelenmek daha kolay tabii. Üstelik darbeciden hesabı soran da, karşı çıktığınız halk hükümeti. Bu ne diyalektik bir çelişki anne?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.