YAZARA MAİL GÖNDER Ankara'ya Türk bayrağını dikeceklermiş!

YAZARLAR

Bu ülkede dikta olduğu için, Silivri'de yattığı halde gazetesine yazı yazmayı sürdürenler var. "İçeriden" kitap yazıp çıkarmayan da neredeyse kalmadı. Gene bu ülkede dikta olduğu için İnternet'te site kurup berbat şiirlerini yayınlayan tutuklu bile görüldü.
Ufaktan ufaktan bir "Silivri edebiyatı" oluştu.
Bir de "Taksim edebiyatı" ortaya çıktı tabii. Slogan atmaktan öte bir düşünce ortaya koyamadıkları, ifade yetenekleri "140 twitter vuruşuna" sıkışmak zorunda kaldığı için, bunlar da dön dolaş duvar ve pankart yazıları... Graffiti...
Şimdi Taksim'in filmini de yapmışlar. DVD'si çıktı. Filmin adı, "Bu Daha Başlangıç"... Yani arkası gelecekmiş.
Memlekette dikta olduğu için bu DVD, gençlerin deyimiyle "müzik ve film marketlerde" serbestçe satılıyor. Görür görmez aldım.
DVD kutusunun içinden bir de kitapçık çıkıyor, Taksim duvar edebiyatı örnekleri.
Birini okuyunca tüylerim diken diken oldu: "Bizdeki bu ağaç sevdası, zamanında astığınız fidanlar için!..."
Faşistlerin astığı çocukların hesabı, faşistleri içeri tıkan adamdan soruluyor!
Bu kafa karışıklığıyla ve bu zekâ düzeyiyle ekimde devrim yapacaklarmış. Fakat, gene kitapçıkta yer alan bir graffiti örneğine göre "devrim televizyonlardan yayınlanmayacak"mış.
Hangi sinemada oynayacaksa mutlaka bildirsinler, kaçırmayalım.
"Bu Daha Başlangıç" belgeseli, yiğidi vur hakkını ver, iyi çekilmiş, iyi kurgulanmış bir film. Danışma kurulunda, yıllardır boşta gezen "emekli yıldız" TC Tarık Akan da var. Meğerse sinemadan anlıyormuş...
Fakat arka kapağını okuyunca tüylerim gene ayağa kalktı.
Meğerse aynı şirket iki belgesel daha çıkarmışmış piyasaya... Biri, "2012 yılında barikatları yıkan büyük halk eylemlerini" konu alan "Ankara'ya" filmiymiş...
Biz İstanbul'da oturduğumuzdan, geçen sene Ankara'da böyle büyük bir halk ayaklanmasından haberimiz olmamıştı.
İkincisi de, "Silivri duvarlarının yıkılışını anlatan Kutsal İsyan belgeseli"ymiş.
Haber atlıyoruz, Silivri duvarları yıkılmış da biz uyuyoruz. Hapis cezaları açık havada verilmiş. Bunlar boşuna tarlada toplanmadılar, saldırıp basacak salon kalmamış meğer.
İşte bu dizi de, "Ankara'yı işgal eden diktatörlerin sarayları fethedilip tepesine Türk bayrağı dikilince tamamlanacak"mış. O günler çok yakınmış.
Evet, Ankara'da bugün Burkina Fasso bayrağı dalgalanıyor. Kimi yerlerde Papua Yeni Gine bayrakları bile görüldü.
Bir meclis var ama halk seçmemiş, Kızılay'dan aşağı gezintiye çıkanlar, Küçükesat'a sapacaklarına sağa dönmüşler, bakmışlar meclis boş, geçip oturmuşlar. Bu arada diktatör de saray yaptırmış kendine.
Fakat hayrettir, biz Ankara'nın tarihte bir tek Yunan ordusu tarafından işgal edildiğini ve yakılıp yıkıldığını sanıyorduk, Profesör Tansu Çiller söylemişti.
Hani şu "Silivri baskınına katılmayacaklarını" açık seçik beyan etmiş olan "saf ve temiz Taksim'ciler kesimi" var ya...
Bakalım onların sırtından pazarlanan bu DVD kepazeliğine de ağızlarını açıp iki laf edecekler mi?
Edemezler ki, memlekette dikta var.
Dikta altında idrak ettiğiniz bayramınız mübarek olsun efendim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.