YAZARA MAİL GÖNDER Atatürk Girne'ye de çıkmış

YAZARLAR

Burada kimsenin umurunda değil ama Kuzey Kıbrıs'ta seçimler yapıldı, adını burada hiçkimsenin ha deyince bilemeyeceği kişiler kazandılar ya da kaybettiler. (Örneğin Sibel Hanım diye bir başbakan duymuş muydunuz? Hadi hadi, yemeyin beni.)
Seçimden sonra meclis toplanmış, yemin töreni yapılmış. Bu törende Derya Doğuş adında bir milletvekili olay çıkarmış.
"Anavatanın" milletvekili yemininden kopya edilen "yavru vatan" yemini, Kıbrıslı mebusların "Atatürk ilkelerine bağlı kalmalarını" şart koşuyor.
Yahu bu Kuzey Kıbrıs görünürde bağımsız bir devlet değil midir?
Evet, hatta TC lirası kullanacak, hatta TC pasaportlarına "Yunanlılar gıcık kapmasınlar ve vatandaşlarımız Yunanistan'a girebilsinler" diye damga vurmayacak kadar bağımsızdır.
Peki, bizden bağımsız bir devlet niçin bizim kurucumuzun ilkelerine bağlı kalmaya mecburdur?
Yabancı bir ülkenin ilkelerine bağlanmak serbestse, biz de burada "George Washington ilkelerine bağlılık yemini" isteyelim mi yöneticilerimizden?
Olmaz öyle şey... Ama ötekinde, olur öyle şey...
Neyse, mebus Derya Hanım'ın çıkardığı olay bununla ilgili değil. Derya Hanım'a, metindeki "erkek egemen sözler" ters gelmiş.
Kendince değiştirmiş, oturumu yöneten kişi de onu uyarmış. Yok, bizimkilerin Leyla Zana'ya yaptıkları gibi sıra kapaklarını vurmamışlar. Sıra kapağı lafın gelişi, ilk meclisten kalma bir söz, ortada kapak mapak olmadığı için ellerinin ayalarını şap şap sıralara vurmuşlardı.
Metne baktık, erkek egemen bir unsur göremedik.
Acaba "şeref ve namus üzerine yemin edilmesine" mi karşı çıkıyor? Kadın milletvekillerinin de bu kez "iffet" üzerine yemin etmelerini mi istiyor? Herhalde "kadının şerefi olmaz, iffeti olur" gibi buram buram erkek egemenliği kokan bir iddiada bulunmayacaktır...
Israrla sıkı bir "feminist" olduğunu söylüyor, nedir yemin metninde Derya Hanım'ı geren?
Sonra iş anlaşıldı, tamamıymış... Bayan saylav metnin şurasını burasını değiştirmemiş, kendi kafasına göre yepyeni, bambaşka bir metin kaleme almış, "seçim bildirgesi" gibi bir şey, onu okumuş: Ayırımcılığı reddeden, "emeğin sömürülmediği adil ve eşit bir düzen", ayrıca "çatışma ve şiddet kültürünün yerine barış ve uzlaşı kültürü" isteyen bir yemin metni bu. Ayrıca şeref, namus, iffet falan filan üzerine değil, "insanlık onuru" üzerine and içiliyor...
Bize ne yahu, orası bağımsız bir ülke! İsterse krem peynir üzerine etsin.
Derya Hanım'ı Taksim'e de bekleriz. Öyle ya, Taksim'de Fransız, İngiliz, Alman, İtalyan tepişiyor da "bağımsız" Kıbrıs niçin temsil edilmeyecekmiş?
Az sabretsin... Ekim ayında bizim burada devrim varmış, belki bağımsız Kıbrıs da bundan etkilenir, o zaman gönül rahatlığıyla "emeğin sömürülmediği adil bir düzen" üzerine yemin etme olanağına da kavuşur. Biz de "artı-değeri ortadan kaldırıp" iktisat biliminde de devrim yapacak babayiğitleri alkışlarız. (Ciddiye alıp fakültede sınav kağıdına yazmayın, çakarsınız.)
İyi de, Demokratik Kuzey Kıbrıs Halk Cumhuriyeti'nde kumarı ve uyuşturucu kaçakçılığını ne yapacaksınız? Atatürk ilkelerine uygun değildir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.