YAZARA MAİL GÖNDER Ona bakarsan ben çapulcunun kralıyım

YAZARLAR

Temel bir kadına âşık olmuş, gezdiriyor, yemeğe çıkarıyor, dansa götürüyor, çiçekler, mücevherler alıyor, kadında tık yok... Sonunda dayanamamış, çekmiş kadını karşısına, açık açık konuşmuş...
Kadın demiş ki, "seni anlıyorum Temel ama kusura bakma, ben lezbiyenim..."
Temel "o ne demektir" diye sormuş.
Kadın demiş ki, "yani kadınlardan hoşlanırım."
Temel düşünmüş, demiş ki, "ohoo, ona bakarsan ben lezbiyenin kralıyım!"
Bir süredir internette dolaşan bildiri benzeri bir metin varmış, herkes birbirine gönderiyor, biz yeni okuduk. Elbette imzasız.
Siyasi partilere sesleniyor.
AKP'ye şöyle diyor: "Sorunumuz sizin partinizle değil, özgürlüklerimizi kısıtlamayın diyoruz!"
CHP'ye: "Bize 'oy verecek insan' gözüyle bakmayın, biz siyaseti sevmiyoruz!"
MHP'ye: "Biz orada yokuz, olmayacağız' diyerek kendinizi önemsemeyin, zaten istemiyoruz!"
BDP'ye: "Şiddeti ve kanı çözüm olarak görenler asla bizden olamaz. Bizi kullanamayacaksınız!"
Sol olduğunu ileri süren irili ufaklı parti ve örgütlere: "Küflenmiş sloganlarınızı getirmeyin! Halkın direnişini sahiplenmeye kalkmayın! Yıllardır beceremediğiniz direnişi biz yaptık, bundan faydalanmaya kalkmayın! Sizinle aynı ideolojideyiz zannetmeyin!"
Ve bu bildiri benzeri metin şöyle sona eriyor: "Biz sadece daha özgür, daha demokratik, daha insani ve daha mutlu bir ülke isteyen çapulcularız!"
Çocuklar, bunun altına ben de imzamı atarım.
Lakin siyaseti sevmeyen, örgütsüz, lidersiz, kadrosuz, hepsinden önemlisi fikirsiz, "eksensiz" bir hareketin nereye varabileceğini merak ederim.
Saman alevi gibi parlar parlar söner.
Sonuçta, siyaset yapmadığını söyleyip gırtlağına kadar siyasetin içinde bulunmuş olduğunu fark edersin.
Acaba, istediğin kadar reddetsen, "kullanılmış" olduğunu da fark edebilir misin?
Hükümeti devirmeye çalışan İstanbul holdinglerinin de senin gibi daha özgür, daha demokratik, daha insani ve daha mutlu bir ülke istediklerini mi sanırsın? Onlar yalnızca parayı isterler.
Onun için, bu duyuru yetmez, kendinizi faşistlerden daha da açık seçik ve net biçimde ayırın diyorum. Bunun ilk şartı da yeni ve benzer eylemlere yerli yersiz kalkışmamaktır, bulaşmamaktır.
Keşke "zamanında ve tadında bırakmayı" bilebilmiş olsaydınız iki buçuk ay önce...
Her yeni eyleminiz, "ötekilerin" ekmeğine bir tabaka yağ daha sürecektir. "Taksim'de devrim göz kırptı" gibi enayi sloganlarının büyüsüne kapılmayın.
Faşistler gelirlerse de, bugün beğenmediğiniz, "az özgür, az demokratik, az insani ve az mutlu" bulduğunuz ülkeyi mumla ararsınız.
Çocuklar, holding medyası bu işin başında sizi fena halde işletti: Hükümet gece on buçuktan sonra yalnızca "içkinin Tekel bayilerinde satışını" yasaklamıştı, bunu "her meyhaneye ve her lokale içki içme yasağı kondu, şeriat geldi" şeklinde pazarladılar!
Bu kadar kolay gaza gelirseniz, ne yazık ki biber gazına da gelirsiniz.


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.