YAZARA MAİL GÖNDER Arsıulusal

YAZARLAR

İzmir'de bugün sizin "Kültürpark" ya da "İzmir Fuarı'nın kurulduğu yer" olarak bildiğiniz alan, İzmir'in yangın yeridir.
Daha açık konuşayım, Ermeni mahallesi.
İzmir yangınında ne hikmetse Frenk, Rum ve Ermeni mahalleleri baştan aşağı yanmış, gene ne hikmetse Türk ve Yahudi mahallelerine hiçbir şey olmamıştı. (Nasıl olabilirdi ki? Nurettin Paşa çıkışlara asker döşemiş, ne Rum ve Ermeni'lerin kaçmalarına ne de yangının sıçramasına izin veriyordu!)
Yangın bölgesinin enkazı, on yıl kadar öylece kaldı. Bu kesim, yıkıntıları eşeleyen, özellikle "gömü" arayan ve işlerine karışana bıçak çeken lumpenler yüzünden tehlikeli, geceleri yaklaşılmaz, karanlık bir bölge oldu.
Frenk ve Rum mahallelerinde, özellikle Kordon'da kimi binalar zaman içinde restore edildi, çoğunun yerine yenisi yapıldı. Kraemer Palace otelinin enkazı temizlendi, o boşluk bir meydan olarak bırakıldı ve ortasına da kocaman bir Atatürk heykeli konduruldu. Aya Fotini katedralinin yerine de Büyük Efes oteli...
Ermeni mahallesi de temizlendi ve şehrin göbeğinde kalan o kocaman boşluk da fuar alanı oldu işte.
İzmir Arsıulusal Fuarı... Şimdi seksen ikincisi açılıyormuş.
Meclise kamutay, mebusa saylav, valiye ilbay denilen gayretkeşlik döneminde, "enternasyonal" niyetine de "arsıulusal" deniyordu. (Fuar kelimesine Çağatayca'dan uygun bir karşılık bulamamışlardı.)
İzmir Fuarı, uzun yıllar boyunca, "Ege çiftçisinin Batı'nın yeni traktör modellerini izleyebilme ve sipariş verebilme" kapısı oldu.
Türk kamu iktisadi teşebbüsleri de, Sümerbank, Etibank, Tariş falan, üretimlerini bu fuarda sergilediler. (Bor, kükürt, linyit, krom, patiska, iskarpin, margarin.)
Zamanla da, "Ege köylüsünün büyük şehire geldiği zaman eğlenebilme kapısına" dönüştü...
Sanayi ürünleri değil, gazinolar öne çıktılar. Egeli, İstanbul'dan kopup gelen her türlü şarkıcının, türkücünün, sinema yıldızının "canlısını" fuarda görebilmek olanağına kavuşuyordu.
Kuru kalabalık önce "paviyonları" şöyle üstünkörü, adet yerini bulsun diye bir dolanıyor, çay bahçelerinde soluklanıyor, bu arada isteyen güdümlü paraşütle atlama da yapıp heyecanlanıyor, karanlık basınca da soluğu gazinolarda alıyordu.
Elbette tiyatrolar da İzmir turnelerini fuara denk getiriyorlar, böylece İzmir'in kalburüstü kesimi de yılda bir ay olsun doğru dürüst sanat izleme olanağını buluyordu. (Bu dönemlerde gerek tiyatrocuların kendi aralarında gerekse bazı oyuncu hanımların İzmirli işadamlarıyla yaşadıkları aşkların öyküleri için Necati Cumalı'yı okuyacaksınız.)
Devlet kapitalizminin geçerli olduğu kapalı ekonomide, bu fuar gene de çok yararlıydı. Çiftçinin ithal malı üretim aracını görüp seçeceği ve satın alacağı başka bir ortam yoktu.
Şimdi artık fazla bir işlevi kalmamıştır. Eskiden bir ay süreyle açık kalan fuar, düşe düşe on güne, yabancı katılımcılar için de beş güne kadar düştü. (Eğlenceye sınır yok, o bütün hızıyla sürecek.)
Ama, eğlence boyutuyla, İzmir ekonomisine önemli bir katkı da sağlamaktadır, aynı zamanda otelcilik sektörüne de tabii.
Bir de, otuzlu yılların özlemiyle inleyen CHP kafalılara kıvanç kaynağı!
Elbette, "Ermeni mahallesi" gerçeğine hiç değinmeden...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.