YAZARA MAİL GÖNDER Putperestlikten kurtulamadınız

YAZARLAR

Internet sitelerinde gezinirken rastladım (bu yaştan sonra bizim yapacağımız "surf" de o kadar oluyor, dalgalarla boğuşacak değiliz.)
Bu güzide sitelerde, bildiğiniz gibi, gazetelerden ve diğer sitelerden kes yapıştır yöntemiyle araklanan siyasi haberlerin yanısıra, "yılan ineği yuttu", "timsah adamın kafasını ısırdı", "hain damat kaynanasını becerdi" gibi çok ciddi ve önemli haberler de yer alır.
Bu tür bir habere rastladım: Gürcistan'da Maksim Kavtaradze adında bir papaz, "Tanrı'ya yakın olmak için" kırk metre yükseğe, bir kayalığın üstüne ev yapmış, orada oturuyormuş. Elbette evin yanında bir de kilise.
Tanrı'yı dağların tepelerinde, bulutların üstünde, kısacası "yükseklerde" aramak eski bir hastalıktır.
Hani fıkrası da vardır ya, papaz uçakta giderken hostesin içki ikramını reddetmiş, gerekçe olarak da demiş ki "bizim patrona çok yaklaştık"...
Bu bir "cahiliye dönemi" kalıntısıdır.
Yani, putperestlik kalıntısı.
Çünkü tanrıların babası Zeus'un, diğer bütün avanesiyle, karısı, kızları, oğulları ve yardımcılarıyla birlikte Olympos dağının tepesinde oturduğuna inanılırdı... Dolayısıyla ne kadar yükseğe çıkarsan onlara da o kadar yaklaşmış olurdun...
Bu yalnız eski Yunan'da değil bütün Ortadoğu'da böyleydi, Sümer tanrıları da Ziggurat'ın üstüne uçan araçlarıyla inip kalkarlardı.
Gerçi Yehova da Musa'ya emirlerini bildirmek üzere Sina Dağı'nın tepesine ateşler ve dumanlar içinde inmişti ama Hazret-i Musa "Tanrı'nın herhangi bir şekilde suretini çizmeyi ve bu surete tapınmayı" yasakladı.
Bizde de yasaktır. En büyük küfürdür.
Ama Hıristiyan kültürü bunu seviyor.
İkonalara diz çökerek, tasvirleri hem İsa'nın hem Meryem'in hem de bütün ermişlerin yerine geçiriyorlar, yani suretin de aslı kadar değeri oluyor.
Oysa bizim mahkemeler bile fotokopiyi değil "ıslak imzayı" görmek isterler!
Bilimde, teknolojide insanlık şu kadar ileri gitti ama çok kişi "bulutlar üzerinde oturan ak sakallı bir ihtiyara tapınmaktan" öteye gidemedi...
O zaman, eğer Tanrı yükseklerde belli bir noktadaysa, cehennemi de yerin altında yani tam aksi yönde arayanlara ve Hades'e inananlara kızmayacaksın, tamam mı?
Eh, bu bir inanç meselesidir, katılmasak da saygı duyarız tabii.
ODTÜ'de okuduğu için kendini adam sanan birtakım yamyamlar da, kayıt yaptırmaya gelen ve hakaret ettikleri başörtülü kızcağızlara böyle baksalar iyi ederler: Sen de başını bağlamak zorunda değilsin, istersen kıçını aç ama başını örtene de saygı göster.
Öbür türlü "çarşaf yırtan memur karısından" bir farkın kalmaz, senin parti de seçimde oy yerine nasihat alır. Seni ne Mustafa Sarıgül kurtarır, ne Mahsun Kırmızıgül, ne de Yılmaz Morgül.
Başını bağlayana saldırmayı biliyorsun ama Çankaya'ya Kâbe, Anıtkabir'e türbe, Nutuk'a da kutsal kitap muamelesi etmekten utanmıyorsun.
Derneğinize de bir öneride bulunayım: Paraları yabancı basına yedirip çarçur edeceğinize, "işsiz kalan amigolarınıza yardım fonu" oluşturun.
Gidip de kaldırım kenarlarında otuz kişiye ağlamasınlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.