YAZARA MAİL GÖNDER Bataklık bülbülleri

YAZARLAR

On sekiz yıllık hapis cezası Yargıtay tarafından onaylanan (şu "onama" lafını asla sevemedim, Ecevit mi icat etti bunu da?) Engin Alan demiş ki...
Ne demiş? "Ben anamdan milletvekili olarak doğmadım, ama anamdan doğduğumda vatanseverdim, hâlâ vatanseverim" demiş. Alman işbirlikçisi Pierre Laval da kurşuna dizilmeden önce "ne yaptıysam Fransa için yaptım" dememiş miydi?
Kimse Engin Alan'ı vatanını sevmediği için yargılamadı, darbe yapmaya kalkıştığı için yargılandı.
Lakin vatanseverin "anadan doğması" nasıl bir şey oluyor acaba?
Yani bir yandan ananın memesini emiyorsun, bir yandan çişini kakanı salıveriyorsun, altını değiştiriyorlar, pipine popona pişik pudrası serpiyorlar, sen o arada doğru ve çalışkansın, büyüklerini sayıyorsun, küçüklerini seviyorsun (örneğin senden iki saat sonra doğmuş diğer bebekleri), ülkün de yükselmek, ileri gitmek...
Her Türk'ün doğuştan asker olması gibi bir şey mi?
O yaşta o bilinç... Vallahi helal olsun... Bende yoktu, ben büyüyünce okulda edindim.
Yargıtay'ın "onama" adını verdikleri onayına bozulanlar, sevgili darbecilerini kurtarmak için farklı farklı fakat hepsi de nafile yollar deniyorlar...
Bunlardan biri ve en önemsizi, hükümlülerin yapacağı bu tür saçmasapan "demagojileri" hikmet yumurtlanmış kabul ederek matah bir savunma gibi yayınlamak: Gördüğünüz gibi adam anadan doğma vatansevermiş, niçin mahkûm ettiniz?
Bir diğeri, Babıali'nin geleneksel "yazık değil mi bu yavrulara" mantığıyla kapı önünde ağlaşan kadınları kızları göstermek.
Hükümlü yakınlarının çok doğal ve insancıl üzüntüleri, okur nezdinde "hafifletici neden" yapılmak isteniyor: Kızlar ağlamasın, şeker de yiyebilsinler...
Daha bir hergelece olanı, Yargıtay'ı tartışma konusu yapmak.
"Yargıtay hükümetin emrinde" deseler adliyeye hakaretten kendilerini de hâkim karşısında bulacaklar, o kadar açık söyleyemiyorlar tabii. Fakat "nerede o eski Yargıtaylar" sızlanması var.
Bunlar, beğendikleri bir karar çıkınca "Türkiye'de hâkimler var" cümlesine sarılırlar. Fakat işlerine gelmeyen bir kararla karşılaşınca açık açık "Türkiye'de hâkimler yok" diyemezler tabii, bunu satır aralarında söylemeye çalışırlar.
"Aaah ah, hani o AKP için kapatma kararı isteyen arslan Abdurrahman'ın zamanındaki Yargıtay olsaydı bizim çocuklar ne güzel beraat edeceklerdi"... Demek istedikleri budur.
Başka bir yol "kamu vicdanı onaylamıyor" mugalatası. Bir adam bulup "benim için yok hükmündedir" dedirtiyorlar, böylece darbeciler suçsuz oluveriyor.
Bir yol da topu taca atmak. Taç çizgisi, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kapısından geçiyor. "Durun bakalım, daha bunun AM'si ve AİHM'si var" cümlesi de bu avuntunun formülü.
Eh, bakalım aynı davayla ilgili olarak daha önce "dijital deliller hukuka uygundur, hükümlere esas alınabilir" demiş olan AİHM onların adamlarını kurtarır mı?
O arada hem çamura yatmaya, hem Mustafa Sarıgül reklamı yapmaya, hem rakip televizyonlara pislik etmeye devam. Kolay gelsin tosunlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.