Türkiye'nin en iyi haber sitesi

İrlanda senatosu kapatılmaktan kurtuldu, ucundan döndü. Bu konuda yapılan halkoylamasında yüzde 52 "ilişmeyin kalsın" çıktı, yüzde 48 "kapatalım gitsin"...
İrlanda hükümeti "çok masraflı olduğu için" senatoyu kapatmak istemiş ve elbette bunu halka sormuştu, orada kapısına tank dayayıp kapatmıyorlar bizim gibi.
Altmış kişilik senato devlet bütçesinden yılda yirmi milyon avro yutuyormuş. Önemli bir rakam değil ama ekonomisi batakta olan İrlanda'nın bu kadarcık bir masraf kısıntısına bile ihtiyacı var.
Referandumda önerilen çözümün gerekçesi yalnız bu da değildi: Tasarruf endişesinin yanısıra, hükümet halka senatonun "demokratik süreçlerde artık yararlı olmadığını" söylüyor, yani bu kapatma isteğini bir "demokrasi reformu" olarak sunuyordu...
Hem ayakbağı, hem masraf kapısı!
Senato bir fren mekanizmasıdır. Meclisin çıkaracağı kanunlara filtre...
1961 Anayasası bizi senatoyla tanıştırmış, 1982 Anayasası da senatoyu hayatımızdan silip atmıştı.
27 Mayıs darbesini yapanlar, beş yıldır tartışılmakta olan, daha doğrusu Menderes'e şiddetle muhalif bürokrasinin ve onun sözcüsü CHP'nin en önemli isteği olan, "sorunlara çözüm" diye pazarladığı senatoyu hayata geçirmişlerdi...
Bu, memurların ve seçkinlerin halkın temsilcileri üzerinde "doğrudan denetim" kurmasını sağlıyordu. O kadar ki, darbeciler kendilerine senatoda "hayat boyu" olmak şartıyla koltuk da ayarlamışlardı! Senatörlerin çoğu doğrudan seçiliyordu ama cumhurbaşkanının da kendi kontenjanı vardı, emekli generaller, büyükelçiler falan bu yolla "bürokrasinin milletin vekilleri üzerinde denetim sağlamasında" görev alıyorlardı.
Bazı seçkin vatandaşlara hem "arpalık" yani emekli maaşına ikinci bir maaş katma fırsatı, hem de "fonksiyon" yani devlet yönetiminde kendini vazgeçilmez hissetme keyfi...
12 Eylül darbesiyle bürokrasi öyle esaslı bir "vesayet" mekanizması oluşturdu, daha doğrusu yüzlerce yıldır sürmekte olan vesayeti öyle sağlam kazıklara bağladı ki, artık bir senatoya gerek kalmadı.
O mekanizmanın bizzat kendisi 2002-2007 yılları arasında bürokrasinin hiç istemediği ve sevmediği halk temsilcilerinin eline geçince de kıyamet koptu... Doğrudan yeni bir darbe planından medya yoluyla bulaşmalara ve uyuzluk etmelere, suikast girişimlerinden çoluk çocuğu ayaklandırmalara kadar hemen her yol denendi...
Hayrettir, ben şu yeni anayasa tartışmalarında CHP saflarından "yeniden bir senato" teklifi bekliyordum.
Farkında mı değiller, yoksa umudu mu kesmişler?
"Seçkincilikten" vaz mı geçiyorlar, yoksa takozu komisyonlarda koymak onlara yeterli mi geliyor? Eğer seçim sistemi değişir de AKP bu sefer meclise tek başına anayasa yapabilecek güçte gelirse, şimdiki rahat tartışma ortamını bile çok arayacaklardır.
Ben de amma safım yahu, o kadar "feraset" sahibi olsalardı zaten iktidara gelirlerdi...
Bayramınız mübarek olsun efendim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER