YAZARA MAİL GÖNDER Yavruyla resim çektirmek

YAZARLAR

Cumhuriyet Halk Partisi'nin türlü çeşitli belediye reisi adayları var: İstanbul'dan Ankara'ya yürüyüş yapan ve eski kocasına inat üç kilo verip daha da güzelleşen Aylin Hanım'ı Beyoğlu'ndan göstereceklermiş.
Taksim olaylarında tepişen çocukların Beyoğlu ilçesinde "oturduklarını" sanıyorlar da ondan!
İstanbul'un tepesine adaylığını koyup Okmeydanı'nın yolunu bilmeyen başkandan da başka ne beklenir?
Bendeniz en çok Can Ataklı kardeşimiz için üzülüyorum: Büyükşehir adaylığı ancak kendi düşlerinde yaşayabilir ama "ağlamasın diye" bir ilçe belediyesi vereceklerdi... Henüz ses çıkmadı. Bayramdan sonra çıkacakmış.
Beşiktaş, Bakırköy, Kadıköy gibi "kaleler" değil tabii, kaybedeceği ama ağzını da açamayacağı bir yer... "Gösterdik ya işte, daha da dırlanma" diyebilmeleri için.
Ankara adayını CHP yandaşı basın bile merak etmiyor, Melih Gökçek'in durumu o kadar sağlam... İstanbul adayı Sarıgül olacak, kaybedince de bir zamanlar Kılıçdaroğlu'na yaptıkları şekilde "kazanmış gibi" pazarlayacaklar.
Ki, partinin başına oturtabilsinler.
Basın kaşalotları böyle uygun gördüler, arada Gürsel Tekin gümbürtüye gitti.
Tekin ilginç bir adam. Eski İran cumhurbaşkanı Ahmedinejad ile meslekdaş. İkisi de garsonluktan geliyor. Halk adamları...
Tekin geçenlerde "ben de adayım" dedi, Tuzla'da miting bile yaptı.
CHP basını ister istemez bu haberi "görmek" ve hatta Tekin'in resmini de basmak zorunda kaldı. Ne de olsa sözkonusu kendi partileriydi.
Resimde Tekin, kucağında küçük bir çocukla gülümsüyordu...
Bununla ne demek istiyordu?
"Bunu ben doğurdum" değil herhalde.
"Babası benim"... I ıh, o da değil.
Peki CHP basını ne anlatmaya çalışıyordu?
"Sayın Tekin'in gücü kuvveti maşallah yerindedir ve de kendisi bu yaşında bile çocuk yapabilecek iktidara sahiptir, dolayısıyla onu seçiniz"... İyi ama bu tür hizmetlerin belediye hizmetleriyle ne ilgisi var?
Kucağında bir bebekle resim çektirmek, politikacılar için "şirin görünme" yollarından en kestirme olanıdır.
Kimi zaman insan yavrusu yerini bir koyun yavrusuna terkeder. Nikita Hruşçov'un (Kruşçev) kucağında kuzuyla resimlerini hatırlarım.
Bill Clinton Türkiye'ye gelir, eline bir bebek tutuştururlar, Türk bebesi Amerikan başkanının burnunu cırk diye sıkar, böylece bizim yavrularımızın bile yedi düvele kafa tutabileceği ispatlanmış olur.
Clinton da burnunun acımasından çok hoşlanmış gibi sırıtır... Eli mecburdur, isterse bozuk çalsın...
Bendeniz politikacı olmadığım için kucağımda daha başka yavrular tercih ederdim bu gibi durumlarda. Otomobil fuarında kaportanın üstüne kız oturtur gibi.
Aman aman, düşünebiliyor musunuz, Allah göstermesin, "oylarınızı bana verirseniz hepinize bundan bir tane..."
Gene de, seçim vaadi olarak, "köprüyü de yaptırmayacağız, havaalanını da yaptırmayacağız" gibi zırvalardan daha zırva değildir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.