YAZARA MAİL GÖNDER Barolar Birliği ne güzel saçmalamış

YAZARLAR

Gelenek olmuş, milli bayramlarda ilgili ilgisiz birçok kuruluş gazetelere ilan verir:
"Atatürk'ün yolundayız, bu arada milli takıma da başarılar dileriz. İmza: Abüzittinoğlu Pastırma ve Sucuk Sanayii."
Barolar Birliği de geçen gün tam sayfa bir ilan verdi. Bu ilan ne hikmetse yalnızca İstanbul sermayesinin yayın organında çıktı.
Barolar Birliği bu ilanda "cumhuriyet yurttaşların her türlü boyunduruktan kurtarılmasıdır" diyor.
Evet, İngiltere, Hollanda, İsveç, Norveç, Danimarka, İspanya gibi ülkelerde krallık olduğu için boyunduruk vardır. Buna karşılık Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği'nde de, diğer "halk cumhuriyetleri"nde de, ayrıca Saddam'ın Irak'ı, Kaddafi'nin Libya'sı gibi cumhuriyetlerde halk boyunduruktan kurtulmuştu. Hitler Almanyası da bir cumhuriyet olduğu için buram buram özgürlük kokardı.
Barolar Birliği, "cumhuriyet çoğulcu ve katılımcı demokrasidir" diyor.
Evet, 1925-1945 yılları arasında yaşanan tek parti devrinde halkımız katıla katıla bir hal olmuştu vallahi...
"Cumhuriyet, siyasal görüş, cinsiyet, din, mezhep, inanç, etnik köken, dil veya cinsel tercih ayırımı olmaksızın her ferdin eşit yurttaş olmasıdır" diyorlar.
İşte bunun için daha düne kadar Kürtçe konuşmak yasaktı ve tramvayda vapurda Rumca ya da Ermenice konuşanlar "vatandaş Türkçe konuş" diye azarlanıyorlardı... "Azınlıkların ancak hizmetçi ve köle olmak hakkı vardır" diyen kişi de bizim bakanımız değil Papua- Yeni Gine'nin bakanıydı.
Barolar Birliği, "cumhuriyet emek sömürüsüne son vermektir" demiş.
Evet, işte bu nedenle, emek sömürüsüne son verilmiş olduğu için cumhuriyetin özellikle ilk yirmi yılında işçinin sendika ve grev hakkı yoktu.
BB... Brigitte Bardot değil Barolar Birliği... Sözkonusu ilanda demiş ki: "Cumhuriyet, devleti yönetenlerin, insanların hayat tarzına, ahlakına, neyi giyeceğine, neyi okuyacağına, nasıl düşüneceğine, neyin doğru neyin güzel olduğuna karıştığı ve dayattığı 'dinci devletin' karşısında, özgürlükçü ve çağdaş laik devlettir."
Evet, tam da bu nedenle kılık kıyafet devrimi yapılmış ve zorla şapka giymek dışında kimsenin ne giyeceğine karışılmamıştı! Bu nedenle din adamlarının "dini kılıklarıyla" ortalıkta dolaşmaları da yasaktı.
Kimsenin ne okuyacağına karışılmadığı için de örneğin 1938 yılından 1961 yılına kadar gizli gizli Nâzım Hikmet okuyanların anası ağlatıldı.
"Sol yayınlar" Türkiye Cumhuriyeti'nde yasak değildi ki, Zambia Cumhuriyeti'nde yasaktı. İran da örneğin bir din devleti olduğuna göre orada cumhuriyet yoktur, İran cumhurbaşkanı Hasan Ruhani aslında "Birinci Hasan" adıyla şehinşah olmuştur ama bu gelişme dünya kamuoyundan gizli tutulmaktadır...
Barolar Birliği "cumhuriyet hepimizin" diyor.
Bazı eşitlerin daha eşit olması gibi, hepimizin ama "cahil halkın" olmasa gerek!
Ikınıp sıkınmasına hiç gerek yok: Barolar Birliği lafı tatlı tatlı saçmalayarak döndürüp dolaştıracağı yerde "hükümete karşıyız" dese mesele kalmayacak ama sıkmıyor galiba.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.