YAZARA MAİL GÖNDER Güzellik geçiciyse, kalıcı olanı bulunuz

YAZARLAR

Atacak çamur bulmakta zorlanan muhalif basın, gitmiş gene "Köykent"e takılmış: Yazık değil miymiş bu yavruya?
Öyle ya, Marmaray'a itirazları "binmem"den öteye geçemiyor, her gün de Sarıgül sakızı çiğnenmez ki...
Köykent çürümeye terkedilmiş. Aslında çiçek gibi olacakmış ama 2002 yılında hükümet değişmese... "Rüya gibi başlayan projeye" destek hükümet değişince sona ermiş.
Ülkenin milli geliri on bir yılda 230 milyar dolardan 820 milyar dolara çıkmış, o önemli değil ama Köykent şişmiş, vah vah.
Tabii. Ülkeyi batıran o koalisyon hükümeti işbaşında kalsaydı birkaç kriz daha atlatırdık, aç kalırdık ama hiç olmazsa laiklik elden gitmezdi. Köylerimiz de kent olur, kimse İstanbul'a doluşmazdı, böylece İstanbul'a yeni bir köprü ya da tüpgeçit yapmaya da gerek kalmazdı. Okullar olmasaydı da maarifi ne güzel idare ederdik. Belki ben de teyzeme dayı derdim.
Köykent, merhum Ecevit'in gerçekten de ancak "rüya" denebilecek bir saçmalığıydı.
Yetmişli yıllarda önce Bolu'da yapmayı denedi, yürümedi. Yıllarca bekledi, halkımız Amerikan gizli servisinin teslim ettiği Abdullah Öcalan'ı "Ecevit'in yakaladığını" sanıp oylarını ona yağdırana kadar...
Ordu'nun Mesudiye'sinde tekrar denedi.
Tutsaydı, başka beldelerde de yapmak istiyordu. Alparslan Türkeş'in "tarım kentleri" projesi gibi uçuk kaçık bir güldürü.
Köykent... Bir "oksimoron"... Yani, kendi zıddını da içinde taşıyan, son kertede "abes" bir laf...
"Gebe erkek", "siyah kar", "kuru yağmur", "yaşayan ölü" gibi...
Sosyoloji fakültesine gitmeye gerek yok, herhalde 1944 yılında Robert Kolej'in sosyoloji dersinde bile öğretiyorlardı: Bir yerleşim kentse köy değildir, köyse kent değildir.
Birkaç köy birleştirilecek, ortak okul, sağlık ocağı, spor tesisi, fabrika falan yapılacak. Böylece köylü köyünde kalacak, büyük şehirlere göç etmesine gerek kalmayacak, fabrikaya ortak olacağından, sınıf da değiştirecek.
Bu size birşeyler hatırlatıyor mu?
Bana fena halde "Köy Enstitüleri'ni" hatırlatıyor.
Fabrika hariç... Fabrika kırklı yılların CHP yönetiminin aklına gelmemişti. Fabrika cıs... Cahil halkı eğitmeden sanayileşmek tehikeliydi.
Köykent, üniversite okumamış Ecevit'in gençlik günlerinden kalma, bilim dışı bir hayaldi: Milli Şef faşizminin "köylüyü köyünde tutma" girişiminin içine fabrika da eklenmiş yeni çeşidi.
Bu saçmalık Ordu köylüsünün o kadar hoşuna gitmişti ki, 2002 seçimlerinde Mesudiye'den Ecevit'in partisi DSP'ye yalnızca üç oy çıktı, rakamla 3.
Bu fiyaskoya ağıt yakan muhalif gazete, "bizim parti iktidara gelince Köykent'leri canlandıracağız ve yaygınlaştıracağız" sloganıyla, amigoluğunu yaptığı siyasi partiye oy istesin.
Bakalım İstanbul sermayesinin ve onun medyasının adayı Sarıgül'e bir faydası dokunur mu?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.