YAZARA MAİL GÖNDER Yassıdır sivrilmez

YAZARLAR

Yassıada'nın adını "Demokrasi ve Özgürlük Adası" yapmışlar. Öyle saçma şey olmaz.
Kim yapmış? Adını ve varlığını çocukların ancak ortamektep yurttaşlık bilgisi dersinde öğrendikleri ve bir daha da işlerinin düşmediği İl Genel Meclisi.
Niçin yapmış? DP ilerigelenlerini yargılayan ünlü ve yasadışı mahkeme orada toplandığı, Menderes ve arkadaşları orada yattıkları için.
Böylece "Türkiye'de darbe izlerinden biri daha silinmiş" oluyormuş.
Darbe izini gerçekten silmek istiyorsan, o mahkemenin kararlarını TBMM eliyle "geçersiz" ilan edersin, başta asılanlar olmak üzere bütün mağdurların yasal mirasçılarına da çatır çatır tazminat ödersin, hem de elli üç yıllık faiziyle!
Böyle isim oyunlarıyla vakit geçirirsen, "vara yoğa Atatürk ismini koyan" bürokratlardan bir farkın kalmaz.
Ben bugüne kadar uçağa binecek olan bir kişiden, ama bir tek kişiden "Atatürk'e gidiyorum" cümlesini duymadım. Orası, herkesin ağzında Yeşilköy'dür.
Buna karşılık öbür havaalanı da herkesin ağzında Sabiha Gökçen, çünkü ilk öyle kondu, öyle kaldı. Artık Safiye Ayla yapsan nafile.
Böyle yaparsan, ota bota yerli yersiz "demokrasi parkı, özgürlük meydanı" falan diye kıl kıl isimler uyduran sosyaldemokrat yetiksizlerden bir farkın kalmaz.
Darbeciler Beyazıt Meydanı'nın adını Hürriyet Meydanı yapmışlardı, yaşı ellinin altında olan kimse bilmez. O zamanlar da bir tek, ama bir tek kişinin ağzından "şoför efendi, Hürriyet Meydanı'nda inecek var" cümlesini duymamıştık. (Şoför o zamanlar efendiydi, sonra beyliğe terfi etti, kapıcı hala bekliyor.)
İkide bir isim değiştirme, bir "totaliter" hastalığıdır.
Bunu komünistler de sık yaptılar, faşistler de.
Bolşevikler, en başta Petrograd'ı Leningrad yapmakla yetinmediler, Nijniy- Novgorod'u Gorkiy, Tver'i Kalinin, Samara'yı Kuybişev yaptılar. Diğer bir meşhur örnek de, Tsaritsin'in Stalingrad yapılması tabii...
Ne oldu? Stalin tu kaka edilince Stalingrad Volgagrad oluverdi. Komünizm bitince de Leningrad, savaş nedeniyle Ruslaştırılmış ismine bile değil, asıl eski adı olan Saint-Petersburg'a döndü, hem de halkının oylarıyla.
Bu alanda Naziler daha ılımlıydılar, Avusturya'yı "Ostmark" yapmakla yetinmişler, Polonya'da işgal ettikleri bazı yerlerin isimleriyle oynamayı yeterli bulmuşlardı (Lodz'u Litzmannstadt yaptılar örneğin, Oswiecim de Auschwitz oldu.)
Benzer haltları biz de yedik. İki bin yıllık Psammatia, Samatya olduğu yetmiyormuş gibi, bir de Kocamustafapaşa oluverdi.
İstinye aslında Stenia, Tarabya aslında Therapia'dır. Kurtuluş yoktur, Tatavla vardır. Gaziosmanpaşa yoktur, Taşlıtarla vardır.
"Kürt isimleri" meselesine hiç girmiyorum.
Ne oluyor? Devir değişince, yönetim değişince, "rüzgar" dönünce zorlama isimler ortadan kalkıveriyor...
Siz şimdi Yassıada'yı Demokrasi ve Özgürlük Adası yaptınız. Yarın oraya otel yapmayı da düşünüyorsunuz. Ben "Yassıada Hilton" ya da "Yassıada Sheraton"da kalırım ama "Demokrasi ve Özgürlük Marriott"da ya da "Demokrasi ve Özgürlük Hyatt Regency"de kalmam.
Yarın serserinin biri gelir, "Gerici İktidara Karşı Direniş Ruhu Adası" da yapar.
Kimse tükürmez, Yassıada hep kalır.
Kalsın ayrıca, yarım asır önceki o skandal hiç unutulmasın.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.