YAZARA MAİL GÖNDER Velev ki cephe kurdular

YAZARLAR

Başlığı "başbakanın dilini hatırlatıyor" diye beğenmediyseniz, daha bir entel deyimiyle "tut ki" şeklinde de okuyabilirsiniz, sonuç değişmez.
"Bunlar kaç kişiler" diye sorduk, bozuldular.
Demek ki cemaatin çapı ve gücü, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın bilgisayarında kalması gereken bir devlet sırrıydı! Bizim öğrenmeye hakkımız yoktu.
Yoksa birileri olabildiğince kalabalık sanılmak istiyor, gerçek boyutlarının ortaya çıkmasından çekiniyor muydu? Hani canım, bayi satışı yirmi bin olan gazeteyi elden dağıta dağıta milyon satışa çıkarmak gibi bir şey!..
"Oy vermesinler de etkisini görelim" dedik, yakışıksız buldular.
Aynı kişiler, "CHP ile ittifak arayışını" yakışıklı buluyorlar herhalde...
Emirle oy vermekte sakınca görmeyenler, samimi öneriyle oy vermemeye çağrılınca kızıyorlar, peki, öyle olsun. Ama can düşmanlarıyla çıkar ilişkisini de doğal karşılıyorlar galiba...
Sağır sultan bile duydu: ABD yetkilileriyle oralarda temasta bulunurmuş gibi yapan Kılıçdaroğlu, aslında cemaatten destek aramaya gitti! Düne kadar "cemaati bitirme" planları yapanlar şimdi kendilerini cemaate mahkûm görüyorlar.
Bunun ayıbını, CHP ya da cemaat yetkililerine değil, başbakana duydukları nefret gözlerini hepten döndürmüş olan "Taksim hocalarına" bırakıyoruz. Çünkü belli bir gazetenin çevresine çöreklenen bu entel takımı da cephenin bir kanadı.
Cephenin, İstanbul sermayesiyle içli dışlı, onun sofralarında karın doyuran, onun teknelerinde gezen "üniversite fraksiyonu"...
Bir ucundan faşistler de izliyorlar ellerini ovuşturarak, sanki onlara ekmek çıkacakmış gibi. Onlar da kendilerini böyle kandırıyorlar. (Kürtler'in hiç umurlarında değil bütün bu olup bitenler, onlar yalnızca kendi dertlerine bakıyorlar.)
Peki, diyelim ki bu cephe kuruldu (hah, herkesi memnun edecek cümleyi buldum.)
Ateist hocalarla mütedeyyin hocalar elele verdiler. Bilginle alim birleşti.
Diyelim ki CHP yani bürokrasi de onlarla anlaştı, köprüyü geçene kadar.
Arkalarına İstanbul sermayesini de aldılar.
Diyelim ki kimin tarafından nasıl kullanıldıklarının farkına varamayan salak sulak oğlanlar ve şabalak kızlar da "Taksim ruhu" ayağından bunun bir ucundan tuttular.
Diyelim ki "Tayyip'siz AKP" isteyenlerle "ne Tayyip ne AKP" diyenler domuz topu gibi birleştiler.
Diyelim ki ABD de bu alternatife sıcak baktı, "İsrail'le barışacak kadro" olarak bunları gördü ve destekledi. (Almanya da hiç sesini çıkarmadan gizlice destek verdi.)
Diyelim ki İstanbul sermayesinin basını da önümüzdeki aylarda "Sarıgül kazanacak" şeklinde yalan yazmaya hız verdi, bir ilk adım niyetine.
Bütün bunlar, AKP'ye seçim kaybettirmeye yetecek midir?
Göreceğiz. Sanmıyoruz.
AKP'nin iki alternatifi vardır: Biri şeriat, öteki ordu.
Üçüncü bir güç yoktur iktidara oynayabilecek.
Seçmen de "tarihten gelen sezgileri ve sağduyusuyla" böyle tehlikeli bir serüvene atılmaz.
Ateşle oynayan entel tayfası da hesabını iyi yapsın. Bu iş bavuldan tavşan çıkarmaya benzemiyor, faturası dudak uçuklatabilir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.