YAZARA MAİL GÖNDER Seyyahat ya Resulallah!

YAZARLAR

Geçen yıl dört kere yurtdışına çıktım.
Yüksek tansiyona ve şeker hastalığına rağmen ve de onlara inat "iyi gezdim" diyebiliyorum.
Viyana, Salzburg, Berlin ve Paris'e gittim. Görmediğim yerler de değildi hani.
Bendeniz işçi emeklisiyim, emekli maaşıyla geçinmek mümkün olmadığı için de "dışarıdan çalışıyorum" yani telif ücreti karşılığı yazı yazıyorum. Vergisi de tıkır tıkır ödeniyor.
Bu telif ücreti elbette dolgundur, bu da benim gururumdur.
Kazanamayan gazeteci arkadaş, küfür etmemek şartıyla kıskanmakta özgürdür. (Çünkü eden de oldu ve mahkeme kararıyla gelirime katkıda bulundu!
Sırada bekleyen de var.) Üstelik ailede iki kişi çalışıyoruz, ben işçi emeklisiyim ama bizim hanım bir kapitalist! Özel bir dikiş-nakış ve hobi merkezinin sahibi, o da kazanıyor. Çoluk yok çocuk yok (kedi var), löm löm gezeriz, el ne karışır?
Böyleyken, yurt dışına geçen yıl dört kere çıkabildik ve "aman ne eğlendik ne eğlendik" diyoruz çok şükür... Fazlasına paramız da vaktimiz de yetmedi.
Bu gezilerin masrafının tamamını cebimizden karşıladık, alnımızın akıyla.
Kumar oynamıyoruz, içki yok, gece hayatı yok, harcadığımız yemek parası (bakın ondan hiç taviz vermem ha!), aldığımız iki gömlek üç kitap.
İmdi, meşhur bir savcımız var...
Bu adamın geliri, benim gelirimin altında. Ben özel sektörde çalışıyorum, o devlet memuru.
Bu savcı iki senede tam 18 kere yurtdışına gitmiş.
Medine, Tunus, Dubai, Ruanda, Amsterdam, Münih, Saraybosna, Bükreş, Viyana, Malaga, Madrid, Paris, Varşova ve Berlin'e...
18 kere de yurtiçi seyahati, Erzurum, Ankara, Hatay, Dalaman (Dalaman'da ot yok ocak yok, oradan nereye?), Denizli, Gaziantep, Kars, Antalya, Konya...
Bunlardan biri elbette "meşru beleş" kapsamına giriyor, Türk Hava Yolları'nın sefer tanıtımı fasilesinden. (THY'nin ilk Salzburg uçuşunda biz de vardık ama biletimizin parasını cebimizden ödedik. Zaten THY adam yerine koyup bizi davet etmiyor, onu bırakın VIP salonuna bile sokmuyor.
Aman yanlış anlamayın sayın genel müdür, ne böyle bir beklentim var ne böyle bir talebim, yeri geldi diye söylüyorum. Bundan sonra davet etmeye kalkmayın, reddederim.) Uçan savcı, bu gezilerden örneğin Dubai'nin masrafı olan 4 bin 500 doları kendi cebinden ödediğini söylüyor, ünlü bir işadamı da "hayır ben karşıladım" diyor!
Diğerleri kaç bin dolar tutmuştur ve de nasıl ödenmiştir?
Harcırah mı almıştır? Devlet keyif gezilerine harcırah mı vermektedir yoksa savcının kesesi savcı maaşıyla dola dola epeyce geniş midir?
Hangi savcımız, üç kuruş memur maaşıyla bir yandan hırsızla katille uğursuzla uğraşırken bir yandan dünyayı dört dönebilmektedir?
Yoksa Evliya Çelebi misali rüyasında peygamber efendimizi görmüştür de "şefaat ya Resulallah" diyeceğine heyecandan dili dolaşmış ve "seyyahat ya Resulallah" mı demiştir?
Yoksa efendimiz değil de takkeli cübbeli bir başka zat mı görünmektedir gözüne? Yoksa cemaat, eğitimin yanısıra turizm sektörüne de mi girdi?
Bir de "uçan profesörler" vardır, dünyanın dört bir yanına avantadan zırt pırt gidip gelenler. Arthur Koestler, bu konuyu işlediği bir romanında onlara "call-girls" diyordu, telekızlar!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.