Türkiye'nin en iyi haber sitesi

ENGİN ARDIÇ
ENGİN ARDIÇ

Geçmiş olsun Reha

Hani bir adamcağız vardı, dere yatağına yapılmış evini her sağanak yağışta su basıyordu da, "taşınmayı hiç mi düşünmedin" diye sorulmuştu kendisine...
Bizim Reha Muhtar beşinci kere soyulmuş.
Yok, bu hırsız "paraları bırakıp bilgisayar disklerini götüren" cinsten, hani şu Cengiz Çandar'ın "kadrolu hırsızı" değil. (Hamama giren ister istemez terliyor.)
İlkinde parasını, kredi kartlarını ve iki cep telefonunu çalmışlar, ikincisinde arabadan dizüstü bilgisayar gitmiş, üçüncüsünde otomobilin anahtarı, sonra gene cep telefonları, başka bir bilgisayar ve de kamera, şimdi de duvar kasasını olduğu gibi söküp götürmüşler, içinde para, pasaport ve tabanca!
O evden taşınmak için daha kaç ziyaretçi bekliyorsun Rehacığım?
Yoksa iyi sıhhatte olsunlar akıllandılar da artık eylemlerine "adi soygun süsü" mü veriyorlar?
Yoksa "bende ne önemli belgeler var, örgütler peşimde" havası yapmak çaktırmadan hoşuna mı gidiyor?
12 Eylül'den önce Bağdat Caddesi dolaylarında bir çete türemişti, girdikleri mağazayı talan ettikten sonra "bağımsız Türkiye" diye bağırıp çıkıyorlardı, polis harıl harıl örgüt arıyordu... Günün birinde yakalandılar, adi soyguncu çıktılar. Polis sordu: "Peki bu 'bağımsız Türkiye' ne ayak ulan?"
"Abi şimdi bu geçiyor, modaya uyduk" demişti soyguncu.
Reha Muhtar soygunları bu ayaklardan hangisidir?

Sana da Atilla ağabey
Sevgili ağabeyim Atilla Dorsay, verdiği "Emek sineması mücadelesini" yansıtan ve Taksim ayaklanmasının da fitilini ateşleyen, bir tür provasına yol açan yazılarını yeni bir kitapta toplamış: "Emek Yoksa Ben De Yokum".
Gazeteye de böyle demişti.
Oysa gazetenin bu işte olumlu ya da olumsuz hiçbir dahli yoktu ve olamazdı.
Ne bekliyordu? Patron başbakana telefon edecek, "Atilla Bey kızıyor, şu inşaatı durdurun" mu diyecekti acaba?
Kendisine bu saçma ve gereksiz "şovdan" vazgeçmesini, işinin başına dönmesini çok söyledik, dinletemedik.
Bu gazetede bulunmaktan rahatsız olan ve "kendi mahallesinin baskısına" dayanamayan adam, basar istifayı giderdi, Emek sinemasını öne sürmezdi. Bahane aramasına gerek yoktu.
Böyle yapmadı. Dolambaçlı yolu seçti ve azıcık ayıp etti. Kibarlık olsun diye azıcık dedim.
Sait Naum Duhani'yi mezarından çıkarıp getirsek o da kendi Beyoğlu'sunu istemeyecek midir?
Peki o kime polim yapsın, Tanin gazetesine mi İkdam'a mı?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER