YAZARA MAİL GÖNDER Kemalist küçük burjuva ayaklanmasıdır

YAZARLAR

Hükümete düşmanlık güdenlerin haziran ayından beri tekrarlamayı çok sevdikleri bir cümle var: "Gezi'den sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!"
Bu slogan, faiz lobisinin ve İstanbul sermayesinin sözcülüğünü yapan bazı iktisatçıların kitaplarına altbaşlık bile oldu.
Aradan sekiz ay geçti, neyin eskisi gibi olmadığını ve bundan sonra da neyin olmayacağını merak ettim.
Hükümet yeni bir darbe girişiminin daha üstesinden geldi, demek ki herşey eskisi gibi...
Olmayacak da nasıl olmayacak? Örneğin her kafanız bozulduğunda ayaklanma mı çıkaracaksınız? HSYK tasarısı, Internet tasarısı, MİT tasarısı... Peki o zaman hani taşlarınız ve Molotov kokteylleriniz arslan parçaları?
Bir başka safsata, Taksim ayaklanmasını "tertemiz, pırıl pırıl çocukların başlattığı" ama sonradan yasadışı örgütlerin ona el koyduğu palavrasıdır.
Nitekim akıllı uslu sandığımız (ama işine gelince hükümete ordu sopasını sallamaktan da utanmayan) Murat Belge üstadımız, "Gezi'yi başlatan Kemalist muhalefet değildi, başlamış olaya sonradan katıldı" demiş...
Hayır. Taksim ayaklanması başından sonuna bir "KEMALİST KÜÇÜK BURJUVA AYAKLANMASIDIR"... Kemalist büyük sermaye tarafından da desteklenmiştir.
İsterseniz, Amerika'da okumuş ve "zencilerden nefret ettiğini" defalarca beyan etmiş bazı zıpırların deyimiyle "beyaz Türkler" de diyebilirsiniz.
Olayı, sözde ağaç ve yeşil seven "marjinal" küçük burjuvalar başlattılar: Yoga yapıp kilo vermeye çalışan tazeler, çadır kurup aşnafişne yapanlar, "acayip karı kız düşüyormuş abi" sloganıyla soluğu parkta alan öğrenciler, babalarından duydukları kırk beş yıl öncesinin "polisle çatışmaya girme" efsanesiyle yanıp tutuşan çocuklar, kafası bandanalı karta kaçmış Bodrum serserileri, esrarkeşler, kokocular, o hengâmede "kitap okurmuş gibi" yapmaya çalışan hazımsız enteller, birkaç günlüğüne "Komün" kurup bedava mal dolaşımı sağlayan romantikler, Beyoğlu kahvehanelerinde oturmuş oldukları okey oyunundan kalkıp gelen sinemacılar...
Bunların hepsi Kemalist küçük burjuvalardı. Ortak özellikleri hükümete düşman olmaktı. Tövbe, ATM makinesi yağmalamak suretiyle ayaklanmaya kendi tarzlarında destek veren lumpenleri de unutmayalım!
Sonra, yasadışı örgütler elbette öne çıktılar. Göze görünür oldular. İrili ufaklı her türlü komünist fraksiyon... "Ekmek çıkar mı" diye ayaklanmayı bir ucundan tutan faşistler... Oy toplarım diye soluğu orada alan ve kovulmaktan beter edilen Kılıçdaroğlu...
Komünistler de buz gibi Kemalist küçük burjuvalardı, faşistler de, rock barlarında tepişen esrarkeş kıl takımı da... Hepsi... Taksim ayaklanmasında İŞÇİ SINIFININ KENDİSİ YOKTUR... KÖYLÜ ZATEN YOKTUR... ESNAF YOKTUR... HALK YOKTUR! Çünkü halk hükümetin arkasındadır.
Öyle olmasaydı, Taksim ayaklanmasından, Aydın Doğan medyasının beklediği ve umduğu yönde bir "alternatif parti" doğardı. Doğa doğa, Ankara'da, gitarcı bir çocuğun kurduğu bir parti karikatürü doğdu.
Görünürde ağaç belasına, yani sonuçta bir belediye meselesinden ötürü ayaklananlar, örgütlenip belediye seçimlerine niçin katılmıyorlar?
Yaşlarının azıcık daha büyümesini mi bekliyorlar?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.