YAZARA MAİL GÖNDER 1283 Mustafa

YAZARLAR

Yetmişli yıllarda Oğuz Atay'a burun kıvıran hırtlar, "her mühendisin çekmecesinde yayınlanmamış bir roman bulunur" derlerdi.
Beğenmemelerinin nedeni, Oğuz Atay'ın komünist olmamasıydı.
Şimdi Emekli Orgeneral Aytaç Yalman da "her memurun çekmecesinde bir tiyatro oyunu bulunur" sözünü doğrular gibidir. Gel de, rahmetli Oğuz'un "Tehlikeli Oyunlar" romanının kahramanı Emekli Albay Hüsamettin Tambay'ı hatırlama!
Yalman bir oyun yazmış: "1283 Harbiyeli Mustafa Kemal"...
Atatürk'ün tıp fakültesini ya da mühendis mektebini bitirdiğini kimse iddia etmediğine göre, niçin "Harbiyeli" diye açıklamak gereğini duymuş, anlayamadık.
Biliyorsunuz, İlker Başbuğ gibi entellektüel paşalarımız Atatürk konusunda kitap yazmaya heves ettiklerinde daha ziyade "deneme" türünü (essay) tercih ediyorlar. (Şunun satış rakamı açıklansa da öğrensek.)
Turgut Özakman gibi "apoletsiz paşalarımız" da ilkokul düzeyine seslenen televizyon senaryolarını ya da bunlardan uyarlanmış resimli romanları...
Oyun, anlaşılacağı gibi, Atatürk'ün okul yıllarını anlatıyor.
"Mekatib-i askeriyye"de Atatürk'ün bir oyuna iskelet teşkil edecek, ana yapıyı oluşturacak, oyunu adım adım ileri götürecek ne gibi "dramatik çatışmalar" yaşamış olabileceğini merak ettik. Dramatik çatışma olmazsa ona oyun değil "müsamere" tabir ederler. İlkokulda oğlanların efe, kızların kelebek kılığına girmeleri gibi.
Atatürk'ün Harbiye'de hocalarıyla ya da okul arkadaşlarıyla sorunları mı olmuş?
Yoksa Hababam Sınıfı benzeri gırgırlar mı var bu oyunda? Yok canım, amaç, Sayın Yalman'ın belirttiği gibi Atatürk'ün "öğrenim hayatında kazandığı vicdani, ahlaki ve askeri değerleri" anlatmak.
Bundan nasıl bir oyun çıkabilir? Bol bol Harbiye güzellemesi çıkar: Yaşa varol Harbiye, yıkılmaz satvetinle... Göklerden gelen bir ses sana ne diyor dinle...
Talim ve Terbiye Kurulu tarafından bütün okullara tavsiye edilecek milli, hamasi, vatani, ahlaki, terbiyevi bir eserle karşı karşıyayız yani.
Paşalara yağ çekmek amacıyla bu gereksiz ve önemsiz haberi veren emekli memur gazetesi, "raflarda yerini alacak" demiş.
"Falanca tiyatroda sahneye konacak" diyememiş.
Bir oyun önce oynanır, sonra kitap şeklinde basılır, "teamül" budur. Acaba Sayın Yalman "nasıl olsa kimse bunu sahneye koymaz" diye mi düşünüyor?
Kalemine haksızlık ediyor: Müjdat Gezen gibi mümtaz sanatçılarımız bu gibi değerli eserlere her zaman sahip çıkarlar. (Oysa Levent Kırca "tutmayacak oyuna" emek ve para harcayacak adam değildir, o şimdi asker, pardon, belediye başkan adayı. Gerçi bu oyunun da tutmayacağı belli ama prodüksiyon masrafını parti karşılıyor.)
Ayrıca bu oyun, "kız oyuncusuz eser" arayan yatılı erkek okullarının tiyatro kolları için de biçilmiş kaftandır (hani, gençliğimizin olmazsa olmazı, gözde oyunu Cahit Atay'ın "Pusuda"sı gibi.)
Haddim olmayarak, Müjdat'ın bu oyunu bir an önce sahnelemesi şarttır diyorum.
Bizi bundan mahrum bırakmasın.
Ankara turnesinde de Kemal Kılıçdaroğlu, Süheyl Batum, Emine Ülker Tarhan gibi seçkin seyircilerle ön sıra garantidir. Lakin, figüran sayısı sorun çıkarabilir. Ayrıca, Zübeyde Hanım'ın bacaklarının arasından "bebek Mustafa" çıkarmak gibi çarpıcı "kutlu doğum" sahnelerine de burada ne yazık ki yer olamayacaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.