YAZARA MAİL GÖNDER Adı İrina olan Nataşa

YAZARLAR

Yeni bir dizi başladı, "Kurt Seyit ve Şura", ama bekleneni vermedi. Tutup tutmayacağı belli değil, dizi "muallakta" kaldı.
Dekor iyi (Rus saraylarının değerli katkılarıyla), kostüm iyi diyelim (üniformalar iyi, kadın elbiseleri uydur kaydır)...
Kadın oyuncular, aşağı yukarı son yirmi yıldır kahraman Türk kızlarının dilimize hediye ettikleri "peltek e" sesiyle konuşuyorlar ("baen, saen, taencere, paencere"...)
Vallahi sinemada Özgü Hanım da öyle konuşuyor Ezgi Hanım da.
Ne olmuş yani, 16. yüzyılda geçen Muhteşem Süleyman dizisinde bile Ayşe Sultan, Fatma Sultan hep öyle konuşuyor: Baen, saen, gael... Demek ki bütün Osmanlı prensesleri podyum tozu yutmuşlar!
İlk bölümde hele bir "balo sahnesi" vardı ki, sanki yönetmen "Visconti 'Leopar' filminde bir saati bulan balo sahnesi çeker de ben çekemez miyim" iddiasındaydı...
Fakat galiba televizyon dizisi yapmak için "sinema da bilmek" gerekiyor, tempo, montaj ritmi, ışıklandırma, vesaire. (Nitekim çok iyi monte edilmiş olan tanıtım klibi adeta bir "Dr. Jivago" lezzeti veriyordu, biz de ona kandık.)
Yani "ev kadınlarına ne sallasak gider" yaklaşımı her zaman geçerli olamıyor.
Bu arada bir magazin programında çalışan arkadaşlar da, "halkın tepkisini" araştırmışlar, rastgele sormuşlar: Kurt Seyit ve Şura nedir?
İşte bazı cevaplar:
"Bu eski tarihlerden gelme bir lakaptır."
"Farsça kelimeler... Zannediyorum ki bu da Cezayir, Fas, Arabistan'dan gelen bir kelime... Türkçe'sini sorun, ben de ona göre izah edeyim."
"Kuş mu kurt mu? Bütün kuşlar öter. Kurt bağırır çağırır bütün gece... Çakallar da öter. Böyle şey olur."
"Kurt ve aşure... Aşure senede bir yapılan bir çorbadır. Kurt dağlarda gezen bir hayvandır. İnsanların da bazen kurt gibi şeyleri olur. Onlara, ulan kurt oğlu kurt, bu yaptığından haberin var mı, derler."
"Şura içinde bir şura? Kurt bir hayvan, şura da topluluk manasına gelir herhalde."
"Bilmiyorum, biraz ipucu ver."
Bence en güzel yanıtı da bir vatandaş şöyle vermiş:
"Yanlış yönlere yönlendirmeye kalkmasınlar bu milleti!"
Sözkonusu magazin araştırması Bakırköy'de yapılmış. Hayır, hastanede değil, çarşı içinde. "Denekler" elli yaşın üstünde kişiler, çoğu emekli memur görünümlü, yani CHP seçmeni.
CHP'nin Bakırköy adayı Dr. Bülent Kerimoğlu. Mustafa Sarıgül'ün adamı. Ateş Ünal Erzen'i "yediler", doktoru aday gösterdiler. "CHP'nin kalesi" sayılan Bakırköy'de bu pırıl pırıl seçmenlerden alacağı oylar hayırlı olsun.
Nermin Hanım'a da tavsiyemiz: Bir daha yazacağı romanlarda yurdum insanına ağır gelen "Şura" falan gibi Rus isimleri seçmesin. Ya da kısaltmasını değil tamamını yazsın: Aleksandra.
Ayrıca, halkımıza çok daha yakın "Nataşa" ismi ne güne duruyor?
Gerçi yurdum insanı Nataşa'nın özel isim mi cins isim mi olduğuna da henüz karar verebilmiş değildir. Laleli'de bir kızcağız basılmıştı, necip Türk basını şöyle yazdı: "İsmi İrina olan Nataşa..."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.