YAZARA MAİL GÖNDER Nümizmatik yazmıyorum

YAZARLAR

Eski okurlarım bileceklerdir, hobilerim arasında "nümizmatik" de vardır. Yani eski para, madeni ama daha çok da kâğıt para.
Yenisini fazla bulamayınca eskilere bakıp avunuyoruz!
Üç parça eksiğiyle, esaslı bir cumhuriyet banknotları koleksiyonum var. Osmanlı banknotları koleksiyonum da fena sayılmaz. İngilizler'in bizim askerin kafasını karıştırmak için basıp Çanakkale'de siperlerimize uçaktan attıkları "sahte 10 Lira" dahil...
Diğer banknotlar alanında da iyi sayılır bizim koleksiyon. Mesela, "Kalpazanlar" filminde gördüğünüz, Salomon Sorowitsch'in Mauthausen toplama kampında bastığı "sahte 5 Sterlin" bendenizde mevcuttur efendim!
Fransız devriminde Robespierre'in bastırdığı "Assignat"lar da var, milyon, milyar, hatta trilyon marklık ünlü Alman enflasyon paraları da... Gamalı haçlı Hitler parası da...
Fakat bu konuda yazı yazmamaya yemin ettim.
Çünkü, elinde iyi kötü eski bir para bulunan, okuyunca hemen telefona ya da mektuba sarılıyor, değerini öğrenmeye çalışıyor...
Tarih merakından değil, "kaça satarım" telaşıyla... Hele üstünde "eski yazı" varsa yürekler hop ediyor.
Çünkü kime sorsan sıkıntıda ve herkesin paraya ihtiyacı var. Yeni paraya yani.
Oysa eski bir banknotun değerini belirlemede kupürün üstündeki rakam kadar, yıpranmışlık durumu da rol oynar, baskı dönemindeki özel şartlar da...
Örneğin, Birinci Dünya Savaşı sonunda Almanya'nın mütareke imzaladığı 11 Kasım 1918 günü çıkan ve kenarı siyah bantlı Mark'ın özel bir değeri vardır. "Matem parası" diye bilinir uluslararası nümizmatik çevrelerinde.
Örneğin, İstanbul'a gelirken Pire limanında bombalanan gemiden denize dökülen ve deniz suyu çekmiş, hafif sararmış, tedavüle çıkarılmadan kalmış ünlü "kâğıt İsmet Paşa elli kuruşuna" dokunmanın ayrı bir keyfi vardır (bizim nümizmat piyasasında "batan geminin malı" rümuzuyla geçer)...
İkinci Dünya Savaşı sırasında Milli Şef'in Berlin'de -elbette, ya nerede olacaktı?- bastırdığı liralara bakarsanız da, Alman ve Türk faşizminin bütün murtluğunu, bütün suratsızlığını, bütün sevimsizliğini hissedersiniz!...
Dizaynından rengine kadar...
Fakat vatandaşın "çok acele cevap" taleplerine yetişemiyorum.
Bunların içinde yürek burkucu olanlar da vardır. Adamcağızın eline "Bozkurtlu 1 Lira" geçmiş, eski yazı ya, "ameliyat olacağım, paraya ihtiyacım var, yardımcı olun" diyor ve kimbilir kaç bin liraya satıp derdine deva bulacağını umut ediyor...
Tabii bunda, anlar anlamaz, bilir bilmez, bir yerden eski bir banknot bulunca resmini koyup "paha biçilemiyor" diye poposundan sallayan bazı gazetelerin magazin servislerinin de günahı büyüktür.
1923 yılının "5 milyar Mark"ını bulmuş, sallıyor, paha biçilemiyormuş, gel ben sana iki buçuk liraya alayım.
Geçen gün Murat Bardakçı'yı okuyordum, o da eline eski yazı bir kitap geçirip kendisine başvuranlardan ve "çabuk bildir, para lazım" diyenlerden yakınıyor...
Ömer Seyfettin falansa, beş lira verirler.
Ezcümle, nümizmatik konusuna girmiyorum efendim, bitpazarına gidiniz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.