YAZARA MAİL GÖNDER Hüllecin ben olayım

YAZARLAR

Hocaefendi hükümet darbesi yapmaya kalktı... Elinde topu tüfeği olmadığı için de daha "alengirli" yöntemler kullandı. Şaşkın ördeğin neresinden daldığını bilirsiniz, erken öten horoza ne yaptıklarını da... Gözüne ne göründüyse durduk yerde "huruç etmeye" kalkanın sonunu da göreceksiniz.
Hani, Şeyh Bedrettin Simaveni "ben gayrı huruç edeceğim" demişti de başına neler gelmişti...
Fakat bu ayrı konu.
Bizim için hem daha korkunç hem de daha eğlenceli olan, bir avuç yöneticinin çevirdiği dolapların perde arkası. Yani, "cemaat içinde" neler yaptıkları, nasıl baskı kurdukları.
Örneğin, kendi okullarında öğrencilere sordukları sınav soruları:
- Hocaefendi askerliğini nerede yapmıştır?
- Hocaefendi'nin dedesinin adı nedir?
- Hocafendi Edirne'den önce hangi camide imamlık etmiştir?
- Hocefendi'nin ilkokul öğretmeni kimdir?
- Peygamber efendimizi rüyasında görerek deprem olmayacağını Hocafendi'nin dedesine haber veren zatın adı nedir?
- Hocaefendi bir gece eve geç gelip de annesi niçin geç kaldığını sorunca ne cevap vermiştir?
- Hocaefendi'nin babası bir gün hayvanlarını kendi tarlasına götürmek için başka tarlalardan geçirirken ağızlarını niçin bağlamıştır?
Bunları bil, pırıl pırıl bir Müslüman Türk genci olarak çağdaş Türkiye'de yerini al. Fizik, kimya, matematik falan, boşver onları. Biz okuduk da ne oldu?
Hele Nijeryalı, Sudanlı, Yemenli gençler de bunları öğrenirlerse, dünyayı fethettik sayılır.
Benim için daha da ilginç olan, şu "karı boşama" meselesi...
Hocaefendi'nin görevlileri, AKP'ye oy verilmemesi için kapı kapı dolaşıp yemin ettiriyorlarmış (Yüksek Seçim Kurulu uyuma!)
Yeminini çiğnersen de eşin boş düşüyor!
Bekâra kolay gelir derler, meğer gerçekten bu işi bir hayli kolaylaştırmışlar.
Türkiye Cumhuriyeti'nde eşinin boş düşmesine ancak mahkeme karar verir.
Din açısından da, nikâhta üzerinde anlaşılmış "mehr"i ödemek şartıyla, kendin karar verirsin. Yüzüne karşı üç kere "boş ol" demek, uzaktaysan da "boş kâğıdı" göndermek zorundasın. Ama bunları yapmaya kalkma, cumhuriyet zagonuna göre kendini kodeste buluverirsin.
Hiçbir şeyh, seni kendi kafasına göre, hele bir siyasi partiye oy verdin ya da vermedin diye boşayamaz. El hırkasıyla nasıl gerdeğe girilmezse, el yordamıyla da çıkılmaz.
Bir sorun daha var... Boşadıktan sonra pişman olur da eşine geri dönmek istersen "hülle" yapmak zorundasın. Yani alakasız bir adam bulunacak, eski eşin önce onunla evlenip bir gece geçirecek, ertesi sabah adam onu boşayacak, sen de yeniden evleneceksin!
Adam boşarsa tabii... Reşat Nuri'nin o muhteşem "Hülleci" oyununda, kadını o gece eve giren hırsız Hilmi'yle evlendirirler, ertesi sabah Hilmi tutturur "ben bu hanımı beğendim, boşamam" diye!
Hocaefendi'nin adamlarının himmetiyle eşi boş düşenler, hülleci lazımsa gelelim. Size en güzel cezadır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.