YAZARA MAİL GÖNDER Muhtarlığın sosyolojik alafortanfonisi

YAZARLAR

Bizim mahallenin muhtarını tanımıyorum, genç midir yaşlı mıdır, kadın mıdır erkek midir, hangi partidendir, yoksa bağımsız mıdır, hele hiç bilmiyorum.
Çünkü ona düşecek bir işim yok. Çünkü şehirde yaşıyorum.
Geçen seçimde bir oy verdim ama acaba kime verdim? Hatırlamıyorum.
Pasaport için "ikametgâh senedi" falan da tarihe karıştığından, "kırtasiye" ortadan kalktığından, yıllardır muhtarın kapısını çalmadım. En son "ev taşıma" sırasında "nakil" işlemi yani kayıt yaptırmak için yolum düşmüştü, onun da üstünden yirmi sene geçti.
Çünkü şehirlerde muhtarın anlamı da önemi de kalmamıştır. Eskiden de yoktu da, o sözünü ettiğim gereksiz kırtasiye sayesinde bir müessese olarak ayakta duruyordu. Abuk işlemler ve olmasa da olur belgelerle muhtara fonksiyon yaratılıyordu. Hele darbe ve sıkıyönetim dönemlerinde, muhtar, darbecilerin ve ara rejimin gözü kulağı, "mahalle ya da köydeki yamuk kişileri" saptayıp yetkililere bildiren bir beşinci kol derekesine düşerdi...
Franco döneminde İspanya'daki "sereno"lar gibi...
Osmanlı devrinde değiliz ki, muhtar yanına bekçiyi ve imamı da alıp dul kadın evlerine "zampara basma" operasyonları düzenlesin!
Köylerde de bu anlam ve önem hızla azalmaktadır. Eskiden muhtar köyde çok büyük bir zattı, sözü dinlenen, çatışmalarda racon kesen, köy dışından gelen hatırlı konukları ağırlayan, köyün en önde gelen adamı... Genellikle yaşlıca... Köylülük çözüldükçe, muhtarın da gereği kalmamaya başladı.
Hele o gençlerin toplandığı köy odaları, her duyduğumda beni gülümseten "ihtiyar" heyetleri falan... Eski Türkiye'nin fonksiyonlarıdır.
Şehirlerde bu iş mahalle esnafına (bakkal, kasap, manav, vb.) bırakılmış bir "ek görev" olmuştur, ya da emeklilere... Emekli albay... Tıpkı "apartman yöneticiliğinde" de zart zurt etmeyi seven ve kapıcıya "posta neferi" muamelesi yapan emeklilerin öne çıkmaları gibi.
Muhtar maaşı kabaca 900 lira.
Evet, emekliye yüklüce bir ek gelir.
Esnafa da mahallede "prestij" kazanma vesilesi. (Kendince, yoksa portakal alırken manavın partisini sormuyoruz.)
Haa, bir de "tabanca" veriyorlar tabii, bu memlekette bu da çok önemli.
Pazar günü ülkemizde 32 bin muhtar seçilecek, bu göreve 155 bin aday var. Yüz elli bini erkek, beş bini kadın. Feministler "daha fazla kadın" diye hemen şarlamasınlar, eskiden bu kadar kadın aday çıkmazdı. Vallahi muhtarın cinsel kimliği de bizi hiç ilgilendirmiyor...
Mahalle ve köyle sınırlı olduğu için, muhtar adayının "seçim vaatleri" de gülünç olabiliyor çoğu zaman... "Köprüyü yıkacağım" diyecek hali yok ya, Erzurum'da bir aday "gasilhane ve morg" sözü vermiş, başka bir aday da seçmenlerine "fön makinesi" dağıtacakmış. Elektrik faturalarını ödemeyi üstlenenler bile var.
Siz gene de önümüzdeki seçimin bir "yerel yönetim" seçimi olduğunu unutmayınız, bir yandan iktidar partisinin gücü oylanacak ama beleşe tencere, tava sahibi olmak da yabana atılmıyor... Hele "gençlerin nişan ve düğün masraflarını" cebinden karşılamaya hazır adayın ciddi bir şansı vardır.
Ezcümle, sandığa mutlaka gidiniz.
Parti mi? Bu düzeyde onun ne anlamı var?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.