YAZARA MAİL GÖNDER Çankaya'da bürokrat istemiyoruz

YAZARLAR

Bu ne matrak bir ülkedir ki, "askerin siyasete karışmasına" şiddetle karşı çıkan iki politikacının ikisi de askerdir!
Atatürk ile İnönü'den sözediyoruz tabii.
Efendim? Atatürk politikacı değil miydi?
Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurucusu ve ilk genel başkanı kimdi peki? Ahmet Selahattin Bey mi?
İkinci ve bir ara utanmadan "değişmez" ilan edilen başkanı kimdi?
Ama üniformayı çıkarmışlar, emekli olmuşlardı, o zaman karışma yetkileri kendiliğinden doğuyordu...
Onlardan sonra gelen ve üniformayı çıkarınca her ne hikmetse birdenbire sivilleşen emekli generaller ve amiraller onlar kadar pırıltılı olamadılar.
Cevdet Sunay ve Fahri Korutürk dönemleri Türkiye'nin en sıkıntılı, en karışık dönemleridir.
Cemal Gürsel'i saymıyorum, o tonton, babacan, biraz saf ve önemsiz bir "simgeydi" yalnızca.
27 Mayıs sabahı İzmir'deki evinden apar topar uçakla Ankara'ya getirilmiş ve cuntaya zorla başkan yapılmıştı, sonra "otomatikman" kendini Çankaya'da buldu tabii.
Kenan Evren'i de dağınık bırakıyorum.
İsteyen toplasın.
Ahmet Necdet Sezer görünürde sivildi, arslanlar arslanı Ecevit'in hep arayıp durduğu "sivil alternatiflerden"... Görevini başarıyla yerine getirdi, görevi bir yüksek bürokrat olarak hükümetin her yaptığına set çekmekti.
Asker değil de sivil yüksek bürokrat bulununca "Ecevit tarzı solculuk" yapılmış oluyordu!
Demirel, Çankaya'daki yedi yılını ancak "derin devlete tam teslim olarak" tamamlayabildi...
Yoksa o da giderdi 28 Şubat'ta...
Celal Bayar teslim olmayınca başına neler gelmişti, onu hatırlıyordu elbette.
Çankaya Köşkü artık, Genelkurmay ya da AYM başkanlarının kâğıt üstünde yazılı olmayan ama genellikle uygulanan "bir sonraki terfi rütbesi" değildir.
Çankaya Köşkü yedi yıldır halkın elindedir.
Ve de öyle kalacaktır. İster Gül, ister Erdoğan, isterse Abüzittin efendi...
Kökeni ister tornacılık olsun ister imamlık, isterse simitçilik...
Çankaya'da artık emekli yüksek bürokrat istemiyoruz, asker ya da sivil olmuş son kertede hiç farketmiyor.
Nitekim Haşim Kılıç adaylığını koyar ve kaybederse bu gerçek bir kere daha kafalara dank edecektir.
Halk dedik, geniş anlamıyla bunun içine "burjuvazi" de giriyor. Bürokrat olmayan herkes.
Geçen gün zıpırın biri ortaya bir laf atmış, güya Ümit Boyner muhalefetin adayı olacakmış.
Ümit Hanım hemen yalanladı.
Hem kadın, hem zengin, hem başı açık...
Başını açmayı solculuk sanan ahmakların arayıp da bulamayacakları nitelikler... İstanbul sermayesine kuyrukçuluk etmeyi liberallik sanan enteller de buna bayılırlar... Keşke aday olsa...
Keşke aday olsa da, alafranga burjuvazi, hep arkasına sığındığı bürokrasiyi aradan çıkarıp halkın karşısına gerçek kimliğiyle, hakkıyla, dürüstçe, bire bir çıksa... Ve de sonucu görse...
Velev ki kazanırsa da "devlet sorumluluğu" omuzlarına biner, belki artık hükümete karşı ayaklananlara kumanya dağıtmak gibi çıkıntılıklardan vazgeçer. Fena mı?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.