YAZARA MAİL GÖNDER Yetmez ama peki

YAZARLAR

Kelimenin tam anlamıyla bir "Müslüman aydın" ve pırıl pırıl da bir kafaya sahip bir yazar kardeşime bir zamanlar şu soruyu sormuştum:
"1915 yılında İttihatçılar'ın yemiş olduğu haltlara siz niçin sahip çıkıyorsunuz?"
Dişe dokunur bir cevap vermemişti.
Cevap basitti oysa:
Artık sırtlarında "devlet sorumluluğu" vardı, muhalefette değillerdi.
Bir de, Ermeniler'in tazminat istemelerinden çekiniyorlardı tabii.
Ekonomi tıkır tıkır yolunda giderken, ara sıra vakıflara, kiliselere ve münferit vatandaşlara "sembolik" paralar, birkaç milyon, birkaç milyar ödemek başka şeydi, kitle halinde bir Ermeni talebine trilyonlar dökmek başka...
Çünkü iş dönüyor dolaşıyor, "el konulmuş, yağmalanmış Ermeni mülklerine" dayanıyordu.
Anadolu eşrafı, bu nedenle kurtuluş savaşında bürokrasiye destek vermişti. "Hesap sorulmasından" ve Ermeni mallarının elinden alınmasından korktuğu için.
Keçi gibi iddia ederim: Ermeniler "toprak istemedikleri gibi para da istemeyeceklerini" açık seçik beyan etsinler ve bunda da inandırıcı olsunlar, bu yönetim İttihatçılar'ın soykırımını da kabul eder!
Şimdilik küçük adımlar atıyor...
99 yıldır ilk kez bir Türk başbakanı, öldürülenlere "taziyelerini" sundu.
Bu, insanlık için küçük ama Türkler için büyük bir adımdır.
Fethullah Hocaefendi'ye bakıp hizaya gelen "mızmız liberaller" elbette bunu da beğenmediler, burun kıvırdılar, küçümsediler.
Bu adımın "Amerika'nın zoruyla" atıldığını da söylüyorlar.
Öyle ya da böyle, önemli olan atılmış olması değil midir?
İçlerinden kimilerine bıraksan, ordunun dağıtılmasını, cumhuriyetin feshedilmesini ve imparatorluktan elde kalmış toprakların yeniden paylaşılmasını isteyecekler bile çıkabilir. (Kürtler'e yönelik "Tayyip sizi kandırıyor" kışkırtmasının temelinde de bu vardır.) Çünkü sırtlarında yumurta küfesi yoktur.
Ermeni vatandaşlarımız onlardan çok daha gerçekçi.
Ceplerinden para harcayıp gazetelerde çarşaf gibi "başbakana teşekkür" ilanı yayınlayanlar bile görüldü.
Belli ki başbakanın bu adımı bir heyecan dalgası yaratmış.
Patrik vekili Aram Ateşyan, "bu zeytin dalını dikip meyve vermesini istiyoruz" dedi.
Onlar da "Türkler'in de acı çektiğini" kabul ediyorlar ve ortada kalmış ortak "cesedin" gömülmesi gerektiğini söylüyorlar.
"İki tarafa da fedakârlık çağrısı" da karşı açıdan küçük ama büyük bir adımdır.
Türk faşistleri ve "dış Ermeniler" çıkıntılık etmezlerse, bu dal yeşerecektir.
Lakin, hükümetin "paralel çeteyi ezmek amacıyla derin devletle mütareke imzalama girişiminin" suyunu çıkarmaması ve özellikle Hrant Dink'in, üç beş zavallı serseri dışında "gerçek katillerini" yakalaması da şarttır.
Aculluk etmemek lazım. Ama dalga da geçmemek lazım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.