YAZARA MAİL GÖNDER Acınası

YAZARLAR

Ankara gazetecileri Ankara'yı ciddiye almadığım için öteden beri bana çok kızarlar.
Ciddiye almadığım elbette bu kıymetli arkadaşlar değil, gündelik politikadan başka şeye aklı basmayan, dünyası bundan ibaret olan kafa, yani "Ankara zihniyeti"dir.
"Memur zihniyeti" gibi bir şey yani...
Eh, ne yapalım, başkenti değiştirmeseydiniz biz de böyle ayırımlar yapmayacaktık hemşerim! Bu "dikotomiyi" biz yaratmadık.
Siz de zırt pırt Ankara-İstanbul arasında mekik dokumak zorunda kalmayacaktınız...
İmdi, İstanbul'da hiçkimsenin duymadığı, aldırmadığı ama Ankara'nın küçük ve güdük dünyasında çok önemli sayılan haberlere bir örnek vereyim:
Kılıçdaroğlu, Mekeyeke'sini değiştirmiş!
Seçim hezimetinden o arkadaşlar sorumlu tutulmuşlar, kendisi değil.
Mekeyeke, yani MKYK, yani partinin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu.
Genel başkan diktasının geçerli olduğu partide "göstermelik" bir tür parti içi hükümet, bir tür "gölge kabine"... Aralarında görev bölümü de yapıyorlar tabii, hayatın her alanını "kapsamış" oluyorlar. Kimisi medyaya bakıyor, kimisi sendikalara, kimisi sivil toplum örgütlerine...
Adı üstünde, öylece bakıyorlar işte, başka şey yaptıkları yok. Gerçekten gölge.
Eski Mekeyeke'de, Ankara'da herkesin tanıdığı ama Türkiye genelinde "geçmeyen" isimler varmış. Örneğin, belediye seçiminden önce "başbakanın ülkeden kaçacağını" söylemiş olan büyük politikacı Umut Oran Beyefendi. Bu sefer Mekeyeke dışı kalmış.
Saçmalayan Oran gidiyor ama başbakana her türlü hakareti etmiş olan Kılıçdaroğlu dimdik ayakta.
Genel kültürü çok sağlam, Kağıthane'yi Kağıttepe, Parvus'u Türk büyüğü, Gestapo'yu istihbarat örgütü sanıyor, ondan herhalde...
Gene bunun gibi, isimleri iyi kötü muhalif basında duyulmuş bazı kişiler, örneğin Bihlun Tamaylıgil, Gökhan Günaydın, Perihan Sarı gibi kişiler de gitmişler.
Çok daha fazla tanınan Adnan Keskin, Nihat Matkap gibi "eski bürokrasi tüfekleri" de gidenler arasında.
Vay vay vay, yerlerine gelen şu pırıl pırıl umutlara bakın: Veli Ağbaba, Tekin Bingöl, Seyhan Erdoğdu...
Kim bunlar yahu?
Gürsel Tekin genel sekreter olmuş, böylece "güçlü genel sekreter" modeline dönülmüş oluyormuş. Tekin çok güçlüymüş.
Yeni bir Kasım Gülek ile mi karşı karşıyayız? Hani şu, bugünkü birçok parti üyesinin adını bile duymamış olduğu ünlü genel sekreter gibi?
Yok canım, yalnızca "Mustafa Sarıgül'ün seçim hezimetinden sonra kapandığı evinden çıkıp partiyi ele geçirmeye kalkmasına" karşı barikat kuruluyor.
Sonra da bir tür "gölge kabine" işte... Dışişlerinden "anlayan" Faruk Loğoğlu, iktisattan anlayan Faik Öztrak, çiçeklerden böceklerden anlayan Şafak Pavey, bilgisayardan anlayan, Ecevit'ten yadigâr bizim Emrehan (Halıcı)...
Az satışlı emekli memur gazeteleri, bu gereksiz ve önemsiz gelişmeleri, müşterilerine "belki bir heyecan yaratır" umuduyla sunuyorlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.