YAZARA MAİL GÖNDER Serseriliğin ucu

YAZARLAR

Paralel çete, hükümete yeni bir kamış atmak için durduk yerde bir "Ayasofya meselesi" çıkardı: İbadete açılsın diyor.
Amaç, hükümet Ayasofya'yı yeniden cami yaparsa Batı dünyasının, özellikle Ortodoks cemaatinin kızıp köpürmesini sağlamak, yapmazsa AKP seçmeninin "mütedeyyin" kesiminde tepki yaratmak.
Yani başbakanı ya dünyanın gözünde zor duruma düşürecekler ya seçmenin gözünde.
Başbakan böyle çocukça kumpasları yutacak adam olmadığı için gülüp geçecek, üzerinde bile durmayacak. Böylece paralel çetenin bir ahmakça hamlesi daha boşa gidecek.
Elbette Batı basını, özellikle bir süredir hükümeti sarsmaya çalışan The Economist dergisi de bu girişime çanak tuttu. Bu dergi, muhalif iktisatçılarımızın da etkisiyle, ısrarla Türk ekonomisinin "battı batacak" olduğunu yazar ve her sayısında yeniden madara olur.
Benim ilgimi, derginin sergilediği bir başka dıngıllık çekti: Ayasofya'nın ibadete açılmasının "yasal dayanağı" varmış!
Nerede bulunuyormuş bu dayanak, TC Anayasası'nda mı, başka herhangi bir kanunda mı?
Hayır efendim, Fatih Sultan Mehmet'in vasiyetinde!
Fatih, "Ayasofya ahirete kadar cami olarak kalacak" demiş.
Bu akılları, Batı basınına malzeme olarak hangi serseri veriyor? Yoksa şu Freedom House kuruluşuna Türkiye aleyhinde rapor yazan ve adını saklayan yüreksiz gazeteci mi?
Arkadaşlar, Osmanlı İmparatorluğu 1923 yılında tasfiye edilmiştir. Hiçbir kanunu artık geçerli değildir.
Tövbe, doğru dürüst bir hukuk reformu yapılmadığı için bazı Osmanlı kanunları benim gençliğimde bile yürürlükteydi... Örneğin, altmışlı yıllarda, Abdülhamid devrinden kalma bir kanunla, tarihi eser kaçakçılığı yapana "bin kuruş ağır para cezası" veriliyordu, yani on lira! Herif milyon dolarlık mal kaçırıyor, on lirayı atıp çıkıyordu, belki yirmi lira da "mübaşir bahşişi" bırakıyordu...
Adamcağızın biri de "halifeye hakaretten" mahkum olmuştu, hiç unutmam. Cumhuriyetimiz halifeyi kovmuş olmakla övünüyor, sonra da ona hakaret edene ceza veriyordu. Çelişkiler ülkesi Türkiye'de çelişkinin böylesi akıllara sezaydı.
(1980 cuntası Süleyman Demirel'i devirdi, birkaç ay sonra da rahmetli Akın Simav'ı "Demirel'e hakaretten" içeri tıktı, bunun gibi.)
Cumhuriyet rejimi, hukuk reformu yaptığını iddia etti ama yapmadı, böyle sakillikleri de "farkına vardıkça düzeltme" yoluna gitti...
Ama herhalde kimse tutup da bugün Kanunname-i Al-i Osman'ı uygulamaya kalkacak değildir.
Uygulanacaksa, devlet içinde fetreti önlemek için oldu olacak Abdullah Gül de başbakanı boğdursun mesela! (Budalalara not: İroni yapıyorum, hemen savcılığa koşmayınız.)
Lakin, "yeni bir Celali isyanını önleme" babında Fethullah Hocaefendi'nin de kellesi tehlikeye girer ha!
Osmanlı İmparatorluğu'nu tasfiye edip yerine yeni bir devlet kurmuş olduğu için Atatürk hakkında da işlem yapılacak mıdır?
Gördünüz mü, serseriliğin ucu nerelere gidermiş?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.