YAZARA MAİL GÖNDER Mareşal Abdülfettah

YAZARLAR

Kahire büyükelçiliğimizin bahçesinde bir davetteydik, büyükelçimiz Korkmaz Haktanır bana dedi ki: "Bizde asker hiç olmazsa geldikten birkaç yıl sonra gidiyor, bunlar 1952 yılında geldiler ve bir daha hiç gitmediler!"
Hüsnü Mübarek devri... O zamanlar Mısır'la aramız iyiydi. Bir dönem soğumuş olan ilişkiler başbakanın ünlü "one minute" çıkışıyla tekrar canlanmıştı. Şimdi gene buz gibidir.
Mısır ordusu gider gibi oldu, geri geldi. Mısır'da geçen gün bir başkanlık seçimi yapıldı. Mareşal Abdülfettah kazandı.
Öyle bir günde falan da değil. Katılım az olunca üç güne sarkıtıldı, bu üç gün "resmi tatil" ilan edildi, sandık başlarına bedava yolcu taşındı. Oyların sayımı da sürüyor vallahi, önümüzdeki hafta sonu bitecekmiş!
Çünkü Mısır halkının çoğunluğu sandığa gitmedi, hiçbir muharebe kazanmamış haybeden mareşal Abdülfettah El Sisi'ye oy vermiş olmamak için...
Katılım yüzde 46'da kalmış.
Halkın yarısından azının oy verdiği seçimi, savaş kazanmamış Sisi yüzde 93'le kazanmış, şimdi kendisiyle dalga geçiliyor (bir yandan da oy sayımı sürüyor ha...)
Kutlaya kutlaya da bin kişi toplayabilmişler Tahrir Meydanı'na.
Hüsnü Mübarek de böyle kazanırdı seçimleri.
Hitler bile, herhalde Alman olduğu için, bu soytarılığa hiç tevessül etmemiş, oylarla oynamamıştı.
Şimdi Aydın Doğan'ın adamları "Mursi'nin kazandığı seçimde de katılım yüzde 52'de kalmıştı" diyerek akılları sıra Mısır halkının bu direnişini küçümsüyorlar.
Mısır halkı darbeye karşı yalnızca "pasif direniş" göstermedi. Bin dört yüz kişi öldü, on altı bin kişi içeri tıkıldı. Beş yüzden fazla kişi idam cezası yedi.
Bizde de 1980 yılında bir darbe oldu. Attıkları zaman mangalda kül bırakmayan anlı şanlı solcularımız kaçacak delik aradılar.
O zaman Yeltsin gibi tankın üstüne çıkacak petkası olmayan politikacılar da sonradan "bizim sokak dardır, zaten tank girmez" diye şark kurnazlığına yattılar.
Şimdi muhalefetin çok sevdiği ve değiştirilmesin diye direndiği 1982 Anayasası kampanyasında muhalefet yasaktı!
Evet, karşı propaganda yapılamıyordu.
Oy zarfları da saydamdı, kimin evet kimin hayır oyu verdiği görülüyordu...
Kenan Evren de aşağı yukarı Sisi'yle aynı oranda oy aldı.
Öyle ya da böyle, halk bu anayasayı kabul etti mi? Etti. Bu anayasa, cumhurbaşkanına büyük yetkiler tanıyor mu? Tanıyor.
İki ay sonra Erdoğan cumhurbaşkanı olursa, istediği zaman gelip hükümet toplantısının başına oturur mu? Oturur. Bu yasal mıdır? Yasaldır. Kimse ağzını açabilir mi? Açamaz.
Eh, bunu Evren'in anayasasını kabul ederken ve sonradan karşı çıkar görünüp aslında ona sımsıkı sarılırken düşünecektiniz! Daha doğrusu, utanmadan Evren'e övgüler düzerken. (O da bunları toplayıp kitap yaptı, ibret-i âlem için. Muazzam bir utanç belgesidir.)
Hem adam yasayı değiştirmek isteyince taş koyuyorsunuz, hem de adam "peki öyleyse, ben de eskisine göre çalışırım" deyip yasal yetkilerini kullanacak diye aklınız gidiyor... Sizinkine tutarlılık deniyorsa Mısır demokrasisi de bizden ileri sayılsın.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.