YAZARA MAİL GÖNDER Oğlusu

YAZARLAR

İsrail ordusunun giderek hayvanlaşması, kadın ve çocukları öldürmesi, hastane bombalaması hiç sorun değil. İki dakikada hallolur.
Çünkü Ekmeloğlu Ortadoğu'yu çok iyi biliyormuş, dengeleri biliyormuş. (Suriye iç savaşında Esad'ı destekleyen Kılıçdaroğlu da biliyor mu? Parvus'un Türk olmadığını öğrenirse sıra bunu öğrenmeye de gelecek.)
Batı'da da "sivriliyormuş", çünkü Batı'nın dengelerini de biliyormuş.
Mübarek adam cumhurbaşkanı adayı değil ip cambazı.
"Kimsenin kalbini kırmayan Ekmel Bey" Ortadoğu meselesini de çözecekmiş, kimseyi de kırmadan. Vallahi Kılıçdaroğlu söylüyor...
Eh, partinin faşoları da sosyalleri de "tanıdıkça onu sevdiklerine", kendi deyimiyle "yüzde 60" da oy toplayacağına göre, Ortadoğu şimdiden hallolmuştur. Ekmeloğlu, Mister Sykes ve Monsieur Picot'nun yüz yıl önce çözemediği karmaşayı çözecektir.
Çünkü bakınız Kılıçdaroğlu ne diyor: "Eğer Ortadoğu'da huzur arıyorsak, barış arıyorsak, insanlar öldürülmesin diyorsak, Ortadoğu'da saygınlığı olan bir insanı cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtmalıyız" diyor.
Oturtma için İhsanoğlu...
Bir de kendisi vardı, hem temiz hem de dürüst bir insanoğlu, kadınlar kadınlar dağlara doğru... (Marşında böyle diyor. Ne demekse? Bu "dahiyane" sözleri kim bulmuş?)
Kılıçlar çekildi bu bir düello, geliyor oğlulardan bir oğlu...
Bir beyin oğluuu, zor beyin oğluuu... Bir hışımla geldi geçti, peh peh peh peh...
Bunun ne Netanyahu farkında, ne de Hamas örgütü: Gazze, Ekmeloğlu diye inliyor. Babalar yeni doğan çocuklarına Ekmel ismini koyuyorlar. (Kız olursa Emel.)
Çünkü, "bölgenin huzuru için Ekmeleddin'in cumhurbaşkanı seçilmesi şart"...
Vallahi oğlu böyle diyor.
Yok, Ekmel Bey ile Füsun Hanım'ın oğlu Aziz değil, Kamer Bey ile Yermuş Hanım'ın oğlu Kemal.
11 Ağustos sabahı Ekmeloğlu bu siyaset kubbesinde "hoş ve boş bir seda" olarak kalacağı için Ortadoğu barışına da yazık olacak.
Öbür oğlusu da otursun da, sonbaharda kopacak kurultay fırtınasında koltuğunu nasıl koruyacağını düşünsün.
Çünkü pusuda bekliyor Sarıgüloğlu.
Programa ilaveten bir adet de Baykaloğlu.
İhsanoğlu'nun yok ama Kılıçdaroğlu'nun marşı da var, güzelliğine bakın:
"Üç etekli, ak puşulu, türkü bakışlı
Kadınlar yürüyor dağlara, dağlara doğru,
Çalı çırpı, sıla gurbet, sarı sıcak, ak cibinlik dağlara doğru..."
Vallahi sanırsın bir Yaşar Kemal romanı... Fakat yanlış yöne gidiyorlar, dağa çıkmayacaklar, seçim sandığına ineceklerdi.
İki dize de Cem Yılmaz'dan araklayıp biz ekleyelim:
"Efil efil, ılgıt ılgıt, başak başak dağ taş... Buram buram, buğday buğday, ana baba, bacı kardaş...
Ardıçoğlu der ki senin işin yaş, bırak zırvalamayı da akranına bulaş..."
O da olsa olsa Demirtaş.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.