YAZARA MAİL GÖNDER Peki ama memleketi kim kurtaracak?

YAZARLAR

Bu kurtulma ya da kurtarılma saplantısından bir türlü kendini alamadı Kemalist kesim...
Benim çocukluğumda "oğlum büyüsün de Atatürk olsun, memleketi kurtarsın" temennisi yaygındı. Biz bu teraneyle büyütüldük.
Yani memleket hele bir çamura batsın gene, birimizden birisi çıksın kurtarsın... Memleketin iyi kötü yolunda yürüyüp gitmesi makbul değil, ille tökezleyecek, batacak ki kurtaralım.
Bugün de bu saplantı zihinlerde bir tortu şeklinde yaşamaktadır: "Şu şöyle olsa, bu da böyle olsa memleket kurtulurdu yahu!..."
Kemalistler, satacak başka malları olmadığı için dönüp dolaşıp yirmili ve otuzlu yıllara çakılırlar. Onlar iktidardan düşünce tarih sona ermiştir.
Önce 27 sene kesintisiz iktidarda kalmışlar, sonra ara ara darbelerle üç kere geri gelmişlerdir ama memleket ne hikmetse hep kurtarılmayı bekler!
"Halk cahil, eğitim şart" zırvasına karşı sorulan "iktidar sizdeydi, niçin eğitmediniz" sorusuna da cevap veremezler.
Kim kimi neden kurtaracaktır?
Memleket düşman işgaline mi uğramıştır? 1922 yılından beri yoktur böyle bir şey.
Yoksa "iktisadi kurtuluş" mu kastedilmektedir?
Türkiye, Kemalist yönetim döneminde bir türlü kıramadığı "azgelişmişlik" çemberini "gerici" dedikleri iktidarlar döneminde kırmış (önce Menderes, sonra Demirel, sonra Özal, sonra Erdoğan dönemlerinde dört aşamada), artık "orta gelişmişlik" düzeyine yükselmiştir.
Öyleyse kim kimi neden ve nasıl kurtaracaktır?
İlle de bir kurtulma ve kurtarılma olacaksa zihinlerin gündeminde, bu ancak memleketin ortagelişmişlik düzeyinden "ileri ülke" düzeyine çıkması olabilir. Buna da artık bir kurtulma denmez, ilerleme denir.
Bunun anahtarı da CHP ve Kılıçdaroğlu denilen adamda hiç değildir ve olamaz. Memleketi bir kere daha "kurtaracak" olan gene mevcut iktidardır.
Elbette 2015 seçimlerini gene AKP kazanacak ve elbette yeni bir anayasa yapılacaktır. Eğer iktidar partisi 367'yi bulursa bu anayasa yapılıp halkoyuna sunulacak, eğer 330'da kalırsa bu anayasa gene yapılıp gene halkoyuna sunulacaktır...
Ve de halk tarafından kabul edilecektir.
Haaa, 330'u da bulamazsa ne olur? Yeni bir anayasa yapılamaz ve başkanlık sistemine geçilemez ama AKP iktidarı ve ekonomik program sürer gider. Lakin, Türkiye, yeni başbakan Davutoğlu'nun şimdiden hissettirdiği yeni hükümet programında da yer alacak "ikinci sıçramayı" gerçekleştirebilecek midir?
Borç batağı tarihte kalmıştır ama katma değer arttırılmalı, insan kaynağı geliştirilmelidir. Türkiye, "kişi başına görünürde 11 bin dolar, gerçekte 15 bin dolar milli gelir" çıtasını aşmak zorundadır. Bu yeni dönemde, 2023 yılına kadar hükümetin başarı ölçüsü bu olacaktır.
Küçük ipuçları: 52 bin yatak kapasiteli 64 yeni hastane yapılıyor. Havaalanı sayısı 26'dan 52'ye çıkıyor.
Karamsarlık ve kötümserlik, durup durup memleketi kimin kurtaracağını soran "fikir kabızı" bazı dinozor fosillerinin tekelinde kalmıştır. "Biz adam olmayız" zırvası da yalnızca onların gündemindedir. Buz gibi kuyu suyuyla yıkanan Langa hıyarlarını okşamayı sürdürsünler rüyalarında...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.