YAZARA MAİL GÖNDER Köşküm var bozkıra karşı

YAZARLAR

Bize şöyle öğretmişlerdi: Ankara'da bir Rum tacir varmış, bu adamın da şehir dışında bir bağ evi... Bu adam, Yunan ordusunu ezip Anadolu'dan kovmaya azmetmiş Mustafa Kemal Paşa'yı o kadar severmiş, o kadar severmiş, o kadar severmiş ki, Ankara'ya gelince bu bağ evini otursun diye paşaya bağışlamış...
İşin gerçeği ancak yılların Kemalist baskısı ortadan kalkınca anlaşıldı: Meğerse o ev, 1915 yılında öldürülmüş bir Ermeni tacirin boş kalan eviymiş!
İşte Çankaya Köşkü'nün öyküsü. Orası doksan yıldır "kutsal" sayılıyor. O kadar ki, otuzlu yıllarda "Kâbe Arab'ın olsun, bize Çankaya yeter" diye şiir yazan manyaklar bile görülmüştü...
Şimdi de Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni bir köşk yaptırıyor, Çankaya'yı Davutoğlu'na bırakacak. Üzülmeyin canım, yabancı yerde değil, Atatürk Orman Çiftliği arazisinde. Oralarda eskiden yoğurtçuluk ve ayrancılık yapılırdı, artık devlet yönetilecek.
Bazı muhalifler deliye döndüler tabii... "Kendine saray yaptırıyor" diyenler oldu.
Sanki Atatürk devleti Bahçelievler'deki bir memur lojmanından yönetmişti...
Açık konuşalım, yeni yapılan köşk eski köşkten çok daha görkemli, çok daha güzel.
Saray diyenler, aynı başkentte, Fethullah Hocaefendi Hazretleri'ne müritlerinin hazırladığı saray yavrusunu görmezler tabii... Ayetullah Humeyni'nin Paris uçağından inmesi gibi New York uçağından inip oraya yerleşecekti (Pennsylvania eyaletinin başkenti Harrisburg'dan direkt uçuş yok, Philadelphia ya da Pittsburgh'dan aktarma yapacaksın.)
Yeni Çankaya Köşkü mimari açıdan pek öyle ahım şahım bir yapı değildir. İçi de, her yana döşenmiş mermerleriyle bendenizde hep bir hamam çağrışımı yapmıştır. Orada çay da içtim yemek de yedim, bilirim.
Bakınız, "asıl" bağ evine bir diyeceğim yok... O şirindir.
Lakin çok küçüktür. Bir köşk değil bir "sayfiye evidir" alt tarafı, o tarihte Ankara'da (daha doğrusu Ankara'nın banliyösünde) daha iyi bir ev de yoktu.
Bu köşk kutsal sayılıyor. O kadar ki, aşağı kalmamak isteyen İnönü de kendine hemen "paralel" bir köşk yaptırmıştı, adını da Pembe koymuşlardı, pembeye boyandığı için (etmeyeceğidin bunu paşam!)
İmdi... Madem ki asıl Çankaya Köşkü kutsaldı, yanına niçin yenisini, daha büyüğünü yaptırdınız?
Madem isteyen cumhurbaşkanı kafasına göre köşke tadilat yaptırabiliyor, hatta yenisine geçebiliyor, Erdoğan'ın daha da bir başkasına geçmek istemesini niçin tuhaf buluyorsunuz?
Yoksa kutsal olan ev değil de evin semti midir? Yeni köşkü AOÇ arazisine değil de gene Çankaya sınırları içinde kalarak Botanik Parkı'na ya da Atakule'nin yerine yapsalardı ne diyecektiniz?
Madem bu tür binalar kutsal, niçin ilk meclisin o şanlı şerefli küçük binasını bırakıp yeni binaya geçtiniz, o da yetmeyince niçin bir üçüncüsünü yaptınız?
Osmanlı eşek miydi ki Topkapı Sarayı "kadük" kalınca yeni bir sarayı, Dolmabahçe'yi yaptırıp oraya taşınmıştı?
İstanbul'a geldikçe Atatürk niçin orada kalıyordu da "ben Çankaya'nın üstüne gül koklamam" deyip eski gözağrısı Pera Palas Oteli'ne inmiyordu?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.