YAZARA MAİL GÖNDER Zaten almayacaklar ki

YAZARLAR

Türkiye'nin günün birinde Avrupa Birliği'ne girebileceğine hiçbir zaman inanmadım, bunu da kimbilir kaç kere yazdım.
Yıllardır karşılıklı bir komedi oynanıyor: Türkiye, aslında girmeyi hiç istemediği halde çok istermiş gibi yapıyor... Avrupa da, almaya hiç niyetli olmadığı halde sanki "kriterlere uyarsa alırmış" gibi oyalıyor...
Türkiye girmek istemiyor çünkü "egemenlik paylaşımı" kavramını sevmiyor, "içişlerimize karışılmasından" hiç mi hiç hoşlanmıyor, "Ankara'nın üstünde bir Brüksel ve Strasbourg" gerçeğine kızıyor. İsteyen bir miktar Türk de konuya ancak "kefere para verecek" umuduyla yaklaşıyor.
İlkokul öğrencileri bile biliyorlar ki, Türkiye Kıbrıs'tan çekilmeden AB'ye giremez.
Lise öğrencileri bile biliyorlar ki, İsrail'e kafa tutan, Ortadoğu'da "kendi başına söz sahibi olmaya kalkan" bir Türkiye'yi almazlar.
Hele hele Rusya'yla, Çin'le "flört eden" bir Türkiye'yi... Kendine alternatif arayan bir Türkiye'yi...
Enflasyon oranımızın Avrupa standartlarına göre yüksekliği, din farklılığı falan filan da bu oyalamanın gerçekçi görünen bahaneleridir.
Aydınlarımız da şunu biliyorlar: Günü geldiğinde (eğer gelirse), Türkiye'nin girişi birliğin her üye ülkesinde ayrı ayrı, tek tek referanduma sunulacak ve bir tek, evet bir tek ülkede bile halkoylaması sonucu "hayır" çıkarsa Türkiye reddedilecek.
Ortak para konusunda bile üç üyesinin yan çizdiği örgütte becerip de ortak bir anayasa bile yapamayan halklar, sanki Türkiye'nin girmesi için fikir birliğine varacaklar!
Gerek Avrupa'nın önümüze astığı gerekse kendi kendimize ısırmaya çalıştığımız bu "havuç" günün birinde çürüyüp kokacaktı... Koktu.
Türk kamuoyu da, yöneticileri de bu işin olmayacağını anladılar.
Fakat ne Avrupa "bu konu kapanmıştır" diyebiliyor, ne de Türk yöneticileri "vazgeçtim ulan" tavrını koyabiliyorlar...
Bir tek Recep Tayyip Erdoğan, "AB bizi alır mı almaz mı diye bir derdimiz yok" diyerek çekebildiği kadar rest çekti. Çünkü o da bu aşamada "vazgeçtik" tavrıyla köprüleri atmanın yanlış olacağını düşünüyor ama "müdanaamız olmadığını" hissettirecek kadar da tutarlı.
Yani, bu komedi daha yıllarca sürüp gidecek. Türkiye AB'ye hiçbir zaman giremeyecek.
Bunu bildiğimiz için yıllardır "zarar yok, biz sanki girecekmişiz gibi gerekli reformları yapalım" dedik durduk.
Peki ileride ne mi olur?
İsmet Paşa'nın dediği gibi "yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orada yerini alır"...
Amerika, bunu söyleyen paşayı devirmişti. Avrupa, bunu demeye getiren Erdoğan'ı, çok uğraştığı halde deviremiyor.
İkide bir "ama bu şekilde AB'ye giremeyiz ki canım" diye ağlayan Fethullahçı sözde liberallerin ıkıntı ve sıkıntıları da "titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime" telaşıdır. Biliyorlar ki hükümet ihaneti de, ayaklanmayı da, darbe girişimini de affetmeyecektir.
İnanmıyorsanız, "Fuat Avni" mahlasıyla yayın yapan ve kendini tek kişiymiş gibi göstermeye çalışan "hükümet düşmanı casus heyetine" sorabilirsiniz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.