YAZARA MAİL GÖNDER İstanbul sermayesi su koyuverdi
kapat

YAZARLAR

İktidarla barışmış, bükemediği bileği öpmüş, yelkenleri suya indirmiş gibi görünen TÜSİAD konusunda "çekimser" kalmış, "bakalım, eğer gene su koyuvermezse" demiştik. (Ecevit'in cahil Türkçesi'yle "çekinser"...)
Sözkonusu suyu koyuvermiş bulunuyor.
TÜSİAD başkanı Haluk Dinçer, "devlette paralel yapı görmüyorum" dedi.
Oysa üç ay önce var demişti.
Bu yalpanın anlamı nedir?
İstanbul sermayesi, vesayetçi bürokrasi gibi "kurşun atarak çekilme" yolunu mu seçti?
Ama o kurşunun vakti çoktan geçmemiş miydi? Cem Boyner'in bile eli artık tetiğe gidemiyor...
Nedir bu, Koç grubundan sonra şimdi de Sabancı'nın damadı mı muhalefet bayrağını devralıyor?
Yoksa bu zamansız çarkı kendisine öneren bir "üst akıl" mı var? O akıl, Dinçer gibi ikinci kategori adamların üstündeki "asıl büyük sermaye babaları" grubu mudur?
Tanıdığımız ve bildiğimiz kadarıyla Recep Tayyip Erdoğan bu tuhaf manevrayı yutacak adam değildir.
Vaktiyle asla boyun eğmediği İstanbul sermayesine, hele bundan böyle hiç mi hiç pabuç bırakmaz.
Nitekim, TÜSİAD başkanının "muhatabımız cumhurbaşkanı değil başbakandır" sözüne, "öyleyse biz de bundan sonraki davetlerine katılmayız" şeklinde cevap verdi.
Bunu tercüme edelim: Gene savaşmak istiyorsanız bana uyar!
İstanbul sermayesi, Tayyip Erdoğan'ı devirmek için yıllardır gizli açık her yolu denedi, başaramadı.
Bunun içinde kendi basın yayın organlarını kullanmak da vardı, Taksim ayaklanmasına destek vermek de.
Bir de sermayenin poposuna yapışmış yaşayan eski solcuları, sözde yeni liberalleri kullandı ki, toplumda onları takan yok. Üstelik onlar Fethullah'a da çalıştıkları için epey de puan kaybettiler.
İstanbul sermayesi, Başbakan Erdoğan'ı deviremediyse, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hiç deviremez.
Yapabileceği, Kılıçdaroğlu ve Sarıgül gibi kendi yarattığı nafile yıldızlardan nihayet vazgeçip, şimdi CHP'nin başına örneğin Murat Karayalçın'ı getirmek, şansını bir de böyle denemektir.
Gene kaybedecektir ama maksat spor olsun.
Bir başka yol da, "suyunun ısındığı" söylenen Haluk Dinçer'i yürütüp yeni bir vitrin değişikliğine gitmektir ama kimse de bunu yutacak kadar saf değildir.
Bakalım TÜSİAD, alışkanlık, hatta bir tutku, bir saplantı haline getirdiği "yanlış ata oynayıp kaybetmek" eğiliminden ne zaman kurtulacak?
Anadolu sermayesini boğmaya çalışmaktan vazgeçip onun varlığını ve gücünü kabullendiği zaman. Yani hiç alışık olmadığı rekabeti kabullendiği zaman.
Peki sözde liberaller yanlış atlara oynamaktan ne zaman vazgeçecekler?
Eh, onlar da, kemiklerine dayanan bıçak içeri girdiği zaman.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.